1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:35
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Telesiyej TELESİYEJ 28.08.2008
Telesiyej
Modernite fakirliktir diyor Ara Güler
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Telesiyej - Modernite fakirliktir diyor Ara Güler Telesiyej - Modernite fakirliktir diyor Ara Güler Telesiyej - Modernite fakirliktir diyor Ara Güler Telesiyej - Modernite fakirliktir diyor Ara Güler Telesiyej - Modernite fakirliktir diyor Ara Güler Telesiyej - Modernite fakirliktir diyor Ara Güler Telesiyej - Modernite fakirliktir diyor Ara Güler Telesiyej - Modernite fakirliktir diyor Ara Güler
Telesiyej köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Ara Güler çok kederli, bu İstanbul İstanbul değil diyor.

Moderniteyi hiç mi hiç onaylamıyor: Modernite fakirliktir diyor.

TRT 2’de yayınlanan Ustalarla Türkiye Defteri’nde Ara Güler’i izliyorum.

Öyle dertli ki İstanbul’un bu halinden: Rumelihisarı’nda bir sokak vardı diyor; fotoğraflar çekerdim o sokakta, yokuşlu, küçük, dar bir sokaktı, Arnavut kaldırımlı. O sokağa düşen yağmur bile hüzünlü düşerdi. Öyle bir sokaktı yani. Gittim aradım o sokağı orada, bulamadım, sokağı asfaltlamışlar, birkaç modern bina yapmışlar, yağmur oraya düştüğü zaman yağmur ağlıyor şimdi be...

İstanbul’un sokaklarında yürüyor Ara Güler, elinde fotoğraf makinesiyle, biraz kızgın adımları... Eski köprüde hayat vardı diye üzülüyor Galata Köprüsü için: Düşün ki kimler geçti o köprüden...

1948-50 yıllarında başlamış fotoğraf çekmeye Ara Güler, şimdi sokaklarda kompozisyon yapmak bile mümkün değil diye şikâyet ediyor, hiç tadı kalmadı İstanbul’un.

Fotoğrafı tanık olarak gören bir fotoğraf sanatçısı o. Harran’a gittiğini, ufacık Harran’a bin iki yüz tane direk diken belediyeye çok kızdığını anlatıyor.

Türkiye’nin sahibi vatandaşların kendisidir diyor, iki lafın birinde. Bunun iyice bellenmesi gerektiğinde ısrarlı.

Ara Güler, bugün yaşayan az sayıdaki gerçek İstanbulludan biri. Ayrıca son birkaç Peralıdan biri aynı zamanda.

Kızgın olmakta çok haklı.

Üç imparatorluğa başkentlik yapmış bu şehri bozuk para gibi harcayanlara çok kızgın. İstediği gibi fotoğraf çekemediği için çok üzgün. Yetkililerin duyarsızlığına çok kızgın.

Röportajı verirken edası öyle ki, bizlerin de bazı şeylere kızmamızı istiyor adeta.

Doğrudur. İstanbullunun sahiplenmediği bir kent olarak İstanbul’u başkaları sahiplendi. Ara Güler’in bu kızgınlığı, aynı zamanda hepimizle ilgili ortak bir kefaret ödeme kızgınlığı olamaz mı acaba?

Ustalarla Türkiye Defteri, TRT’nin az sayıdaki düzgün yapımlarından biri. Konuyu grafik animasyon efektlere boğmayan, daha çok özünden yakalamaya çalışan iyi bir program.

Hümeyra gitti, Volkan geldi ama...

Bir öngörüde bulunmam gerekiyor mu bilmem, ama bu sütunun da bir şekilde dolması lazım elbet!

O halde öngörüde bulunuyorum: İkisi de kaybettirir bence!

Neden mi? (Bu arada gördüğünüz gibi her kelime ayrı bir paragraf muamelesi görmeli, bu çok makbul şimdi, hem köşeleri doldurmak açısından da pek yarayışlı, fakat ne köşesi yavu, bizimkisi sayfa, sayfa, bütün bir sayfa; bu arada her gün iki gazete, biri kültür sanat eki filan güzel de, bu sayfayı doldurmak için her gün 6 bin vuruş gerekiyor Monsieur le Patron, bu da dikkatinize!)

(Kaldığımız yerden devam edecek olursak)

Bir kere Hümeyra, gerçek bir değerdir.

Avrupa Yakası, bu değeri kaybetti şimdi.

Ata Demirer’e gelince, dönüş yapıyor o. Bir tür aynı nehre yeniden girmek istiyor. Ama Avrupa Yakası, o Avrupa Yakası değil artık. Bu yüzden de bir doku uyuşmazlığı yaşanabilir; bunu gidermek için de gereksiz biçimsel komiklikler ortaya çıkabilir diye düşünüyorum.

Umarım yanılıyorumdur.

Düğün Şarkıcısı, takıldı

Avni Baba’ya da çok çektiriyorsunuz ama. Bu kaçıncı kalp krizi yavu?

Bir dizi hikâyesi, hastaneye sıkça uğramaya başladı mı, beni bir endişe alır; hikâye hastaneye doğru yöneldikçe, dizi hastalanmaya başlamıştır benim ölçülerime göre.

Bizim dizilerde adettendir, hikâyede bir sıkışma, takılma filan olduysa, mutlaka bir kaza, yaralanma ya da kalp krizi sonucu hastaneye düşer bir kahraman.

Düğün Şarkıcısı’nın pazar akşamı yayınlanan son bölümünün temposu düşüktü. Dizinin bir hafta önce yayınlanan bölümündeki sorunlar, başka bir duruma dönüşmeden, adeta çekiştirilerek bu hafta da sürdürdü varlığını.

Hikâyenin ihtiyacı olan dramatik aksiyon için Avni Baba’yı feda etmekten başka çare bulunamadı anlaşılan. Avni Baba, kendi kızları hakkında, düğün salonunun kapısındaki seyyar satıcılardan birinin ileri geri konuşmasını duyunca çileden çıktı ve kızlarını korurken fenalaşıp yere yığıldı, rakip düğün salonunun sahibi Kudret, eski patronu Avni Baba’yı hastaneye yetiştirdi.

Düğün Şarkıcısı’nın bu haftaki tek aksiyonu buydu işte!

 

Diğer Telesiyej Makaleleri:
  1. Nota basmak, topa basmak gibi bir şey midir Fazıl Bey - 19.08.2010
  2. Hümeyra’dan Benim Şarkılarım, müziğin kaotik çölünde bir vaha - 18.08.2010
  3. Hiçbir entelektüel sermaye türü, av hobisini kışkırtmaz! - 17.08.2010
  4. Yer Gök Aşk’ta sosyo kültürel gerçekliğe itibar edilmemiş - 16.08.2010
  5. Yer Gök Aşk’ta sosyo kültürel gerçekliğe itibar edilmemiş - 13.08.2010
  6. Cumhuriyet ayarcısı Fazıl Say’a geçmiş olsun diyelim mi? - 12.08.2010
  7. Yeni dizi Keskin Bıçak daha fazla seyredilmeyi hak ediyor - 11.08.2010
  8. “Dağ fare doğurdu; seyirci, fare yavrucuklarını pek sevdi!” - 10.08.2010
  9. Sanatçıların vakfı POPSAV da, sanatçıları halka şikâyet ederse - 09.08.2010
  10. Demokrasi fırınından ekmek yemek, her babayiğidin harcı değil - 04.08.2010
  11. Burjuva olmanın manifestosuna bakmak da gerekir icabında! - 03.08.2010
  12. Garanti Bankası doğayı tahrip edecek derken, - 02.08.2010
  13. Ve huzurlarınızda: Adımı Kalbine Yaz Favorim: Sen Çoktan Gitmişsin! - 29.07.2010
  14. Heykelin anayurdunda hortlatılan sanat düşmanlığı! - 27.07.2010
  15. Fermuarlı ağızlar, sanatçıyı toplumundan koparır! - 26.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Modernite fakirliktir diyor Ara Güler - Telesiyej
03.09.2010 06:35:48