Mevzu mühim zira.. mühim olmasa, Fazıl Bey neden bu derece karizmayı çizdirmeyi, antipatik görünmeyi göze alsın ki? İnternet yıkılıyor çünkü: “Artık bu millet Fazıl Say'ın gündemde kalmak için kendini yırtma çabalarından bıktı. Sezen Aksu'nun müziği detone ve kirliydi de bu millet otuz beş yıl boyunca buna nasıl tahammül etti? -Uludağ Sözlük, Rumuz:Gramer-”den tutun da, “Bizim ruhumuz kirliymiş demek ki, yıllardır ruhumuza hitap ediyor o güzel insan. Ben anlamam do’dan si’den minör den, ben şarkının bana hissettirdiğine bakarım –Uludağ Sözlük, Rumuz: Hayallerimden İbaretim-” diyenlere, hatta galiz sözlere kadar, bin bir çeşit –ama büyük çoğunluğu Fazıl Bey’in imajını demistifiye eden- görüşler uçuşuyor internet semalarında.
E insan durduk yerde de o kadar üzerine titrediği karizmasını neden öteye beriye saçsın ki?
Çok hayati bir husus olmasa?
Demek ki bu nota basma olayı, bir nevi vatan millet olayı! İcabında her şey göze alınabilir, yeter ki notalar temiz basılsın, neticede patlıcan pişirmiyoruz biz!
Bir müddet düşündüm.. ama bu doğru nota basma olayına kafam basmadı pek. Bilirim ki, bu coğrafyada bir ses hiçbir zaman kendini birebir tekrarlamaz çünkü.
Küçük nüanslarla da olsa tekrarlanmaz müzikal sesler.
Bu coğrafyanın notasyonu duyguya bağlı notasyondur zira.
Batı’da ise tam tersidir; duygu notaya bağımlıdır. (Bizim Fazıl Bey’in ‘kirli nota, yanlış nota’ ezberleri de bundan kaynaklanır sanırsam.)
Bizde bir halk ozanı, bir saz aşığı, bir dengbej, türküsünü hiçbir zaman birebir aynı biçimde ve aynı duyguyla ne çalabilir ne de söyleyebilir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.