
Aslında Paul Auster’ın başına talih kuşu kondu bir bakıma.
Bu kadarını kendisi bile beklemiyordu herhalde!
Talih kuşu derken kastettiğim, markası ve imajıyla ilgili bir nevi sınıf atlatılmasıdır kendisine!
Ve buna bağlı olarak da, entelijansiyanın bir bölümünün nezdinde, book market’te ve hatta dünya okurlarının önemli bir kesiminin gözünde (kitlelerde) Paul Auster, bir tür demokrasi havarisi olacaktır belki de bundan böyle.
Sayemizde...
Bu konudaki fenomenleştirme operasyonu böyle giderse –ki, muhalefetin de çabalarıyla böyle gidecek gibi görünüyor–, Paul Auster, günümüzün –mini minnacık da olsa– bir Jean-Paul Sartre’ı olacaktır belki de! (Paul Auster’la Jean-Paul Sartre arasında isim benzerliğinden gayrı, ideolojik bir ünsiyet yoktur ya, o da ayrı.)
Paul Auster, demokrat bulmadığı için Türkiye’ye gelmiyor ama İsrail’i demokrat buluyormuş! Orada gazeteciler ve yazarlar hapiste değilmiş çünkü. (Demokrat ülke, insan öldürür, katliam yapar mı yavu? Sadece kendi ülkesi içindeki düşünce özgürlüğü mü demokrat kılar bir ülkeyi bir devleti; bir yandan kendi dışındaki topraklarda katliam yaparken? )
Demokrasinin anlamı siyasallaştırılıyor!
Paul Auster ve Başbakan arasındaki o mahut mini söz düellosundan –bir kere daha– bunu anladım ben.
Halklar, toplumlar bağlamında gerçek anlamda açık ve net bir siyasi duruşu bulunmayan (Irak savaşı sırasında, ABD eski Başkanı George W. Bush’u protesto etmek için birkaç aydınla birlikte şarkı yapmak filan gibi leblebi çekirdek babında bir şeyden söz etmiyorum) yazar Paul Auster’ın, demokrasiden ve demokratlıktan söz etmesi, bana biraz alan kaydırmak gibi geliyor ayrıca.
TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, TC Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Yardımcısı Devlet Bakanı Bülent Arınç, desteği istenen Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk, bazı ünlü yazarlarımız ve aydınlarımız; Paul Auster’ı, ulusal ve uluslararası gündeme taşıyarak adeta bir “Paul Auster hadisesi” yarattılar el birliğiyle.
Ve bu olay bence geleceğe gebe.
Görün bakın.. Paul Auster hadisesi yepyeni boyutlar kazanarak (hem vertikal hem de horizontal!) bir gelişim sağlayacak; ünlü yazar önce “gitmem” dedi, sonra “gelebilirim” dedi, yakında gelir bence.
Yazının devamını okumak için tıklayın.