Hoop!
Burası Anadolu!
Anadolu, kadının yurdudur malumunuz.
Unutmayalım!
Bu topraklarda gelmiş geçmiş en önemli uygarlıklar, kadını kutsamış olan uygarlıklardır; kadına manevi öncülük tanımış, toplumu yönetme hakkı vermiş, adaleti sağlama, doğayı, insanın doğasını koruma ve kollama görevi tanımış uygarlıklardır.
Kadının var olan her şeyi başlattığını, hayatı oluşturduğunu, bu nedenle de olağanüstü bir saygı görmesi ve kutsanması gerektiğini dolaylı ya da dolaysız savunan bir büyük öğreti (Ma kültürü) bu topraklarda çıkmıştır tarih içinde; ve bu öğreti burada, Anadolu’da neşvünema bulmuştur ilk defa.
Örneğin Çatalhöyük Uygarlığı’ndaki Ana Tanrıça, Hitit Uygarlığı’ndaki Kubaba, Frigya Uygarlığı’ndaki Kibele, bu öğretinin tanrıçalarından –kutlu figürlerinden– bazılarıdır. Bu dişi kimlik, coğrafyanın (insanlık tarihinde ilk olarak) tüm köken değerlerini, artık töz’leşmiş sayılabilecek uygarlıklarını, duygu üstüne duygu, mana üstüne mana istifleyerek oluşturmuştur.
Binlerce yıl kadının temsil ettiği manevi değerler şemsiyesi altındaki kadın-erkek uyumu, hayatın dengesi ve huzuru olarak yaşarken, günün birinde bu derin uyum bozulur; yeni inanç sistemleri kadını değil, erkeği kutsamaya başlar çünkü.
Erkek artık kadına karşıdır!
Ve son birkaç bin yıldır kendine ait olmayan bir gücü elinde tutmaktadır; kadının yaratıcı, manevi gücünü sistematik olarak ele geçirmiş, adeta çalmıştır.
Rojin’e yapılan saldırıların nedeni (saldıranlar bunu farkında olmasa da) bu yüzden çok boyutludur bana göre; sadece ve sadece Rojin’in Kürt kimliğine bağlanamayacak kadar perdelidir.
TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’in, Yazarlar ve Gazeteciler Vakfı’nın toplantısında yaptığı konuşmada Rojin için “aşüfte” demesinin nedenleri arasında, sanatçının Kürt kimliğine odaklanılması dışında çok daha başka nedenlerin de olduğunu düşünüyorum; erkek egemen zihnin, birkaç bin yıldır haksız yere gasp ettiği gücü refleksif olarak kollaması, bir tür kendini koruması, bir kadına böyle saldırarak, sıkışan vicdanını bir tür rahatlatmaya çalışması da, ilk bakışta görünmeyen, ama birkaç bin yıldır derinlerde gömülü duran nedenlerdendir bence.
Yazının devamını okumak için tıklayın.