Ben pek bir şey anlamadım doğrusu.
Biraz da kısa mıydı ne?
Bir dizinin ilk bölümü, bir konumlandırma bölümüdür aslında, özellikle bir hikâyeden, bir romandan yola çıkılıyorsa. O romanı bilmeyenler düşünülerek; hikâye, olay, çelişkiler ve karakterler dikkatle konumlandırılır ki, dizi rahatlıkla takip edilebilsin. Kısaca, kitaba göre, olması gereken budur.
Aksi halde, ilk bölümde yaşandığı gibi seyirci şifreleri çözmeye kalkışır; işin zevki kaçar, dizinin dışına çıkar, tam anlamadan seyretmeye çalışır, ama ilk bölümde kaçan treni bir daha durdurmak epey zor olur.
Konuyu bilmeyenler için yeni Aşk-ı Memnu ilk bölümüyle bir muammaydı.
Nihal, Behlül’e mi eğilimliydi, yoksa gizli gizli bakıştığı, hatta dans ettiği bahçıvan Beşir’e mi, pek belli değildi. Ya Nihal’in babasının durumu neydi öyle? Mezarlıkta karşılaşıp evine bıraktığı Bihter’e düğünde rastlayınca -hadi diyelim ki birden âşık oldu-, bir hoş oldu.. bunu anladık varsayalım. Ama ertesi sabah koşa koşa gittiği mezarlıkta, Bihter’e ilanı aşk ederken, neden “uzun zamandır sizi düşünüyorum” gibi seyircinin aklını karıştıran şeyler söyledi?
Hangi uzun zamandır yavu, kız zaten yirmi beşinde var yok, çocukluğundan beri mi düşünürmüş Bihter’i?
Bu adam sübyancı mı demez mi seyirci?
Sonra nedir o, en azından altmış yaşlarındaki Firdevs Hanım’ın gözü dönmüş gibi erkek peşinde koşmaları? Bir de, kendisini suçüstü yakalayan kocasına, “hayatımı mahvettin, hayatımı çaldın benden” demelerinin anlamını bilen var mı? Adamcağız az sonra kalpten gittiği için incesini öğrenemedik tabii bu hususun; ama tahminimiz, onunla evlenip çoluk çocuğa karışmasına içerlemiş Firdevs Hanım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.