
Yılbaşı gecesi televizyon kanalları o kadar feci bantlıydı ki, o kadar olsun!
Sadece Okan Bayülgen’in Kralı hakkıyla canlıydı yılbaşı gecesi. (Bir de zaruretten TRT-1’in Milli Piyango çekilişi nedeniyle canlı yayını.)
Diğer tv’ciler hazırlamışlar yılbaşı bantlarını, birer ikişer de nöbetçi bırakmışlar kanallarına.. ki, peş peşe yayına koysun diye.. dağılmışlar evlere.
Che bella!
Televizyonculuk da budur çünkü değil mi?
Televizyon dizilerinde ve programlarda yaşanan kalitatif dekadans boşuna değilmiş meğer.
Çünkü bir yapı; mimarisiyle, mühendisliğiyle ve yönetimiyle yapısal bir aksaklık arz ediyorsa şayet, o yapının içine döşenen her şeyde de yürümeyen, uymayan, kalitesi tutturulamayan durumlar vardır.
Televizyon kanalları gerçek anlamda kurumsal ve yaratıcı bir yapı oluşturmuş olsalardı, televizyon dizilerinin ve programlarının da kalitesi çok farklı olurdu bence.
Bu diyalektik ilişki, 2011-2012 gecesi kendini –bağıra bağıra– net bir biçimde gösterdi işte.. dizilerin bir türlü dizi olamayışlarının nedenini bilfiil yaşamış olduk ekran karşısında.
43 yıllık televizyonculuğumuz, sonun başlangıcını yaşama sürecine girdi bence yılbaşı gecesi.
Telesiyej yıllardır yazıyor: TELEVİZYONCULUK CANLI YAYINCILIKTIR!
Bundan başka da hiçbir şey değildir!
Televizyonculuk, büyük bir oranda radyoculuğun görüntülü olanıdır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.