Kıbrıs’ta yine bir dönemeç. Yine bir heyecan. KKTC’deki Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılacağı 18 Nisan tarihine fazla bir zaman kalmadı.
Bu seçimin önemi malum. Eroğlu’nun başmüzakereciliği devralması halinde iki toplum liderleri arasında süren müzakerelerin olumsuz yönde etkilenebileceği endişesi var. Eroğlu seçilirse görüşmelere çözüm anlayışıyla devam etmekte kararlı olduğunu vurguluyor. Ancak federal çözümün esas parametrelerine tam uymadığı bilinen genel tutumunun uzlaşıyı güçleştireceği kanısı oldukça yaygın. Hatta müzakerelerde nispeten daha katı bir tutum sergilediği takdirde, bunun başarısızlık durumunda oynanacak ‘suçu karşı tarafa yükleme’ oyununda Rumlarca istismar edilebileceği de tahminler arasında.
Bu nedenlerle KKTC’de olsun, başta Türkiye’de olmak üzere, diğer ilgili ülke ve kuruluşlarda olsun, çözüm yanlılarının açık veya zımni tercihi Talat’ın cumhurbaşkanlığının sürmesi yönünde gözüküyor. Çözüm için zaten yetersiz olan iç dinamiklerin Eroğlu ile daha da zayıflayacağından korkuluyor.
İçte seçim kampanyası henüz hız kazanmadı. Bir yandan CTP’nin başarısızlıklarının, diğer yandan AB’nin yarattığı hayal kırıklığının ve dış dünyaya güvensizliğin Talat’ın en önemli iç ve dış handikapları olduğu biliniyor. Bunlardan ilkinin olumsuz etkisinin giderilmesi tabii ki mümkün değil. Eroğlu’nun en önemli kozu da bu. Buna karşı, son bir kaç haftada dış faktörde Talat’a dolaylı da olsa destek olabilecek bazı gelişmeler oldu.
Bunlardan ilki AİHM’nin KKTC’deki Taşınmaz Mallar Komisyonu’nu yasal bir hukuk organı olarak tanıması.
Yazının devamını okumak için tıklayın.