Libya krizinin silahla çözülemeyeceği hemen hemen belli oldu. NATO Genel Sekreteri Rasmussen’in siyasi çözüme işaret eden beyanı yeterince açık. Kara harekatı olmadan Kaddafi’yi yerinden kımıldatmak mümkün değil. Buna da ne heves ne cesaret var.
Arabulucuk girişimlerinin artması da bunu gösteriyor. Dün de Afrika Birliği şemsiyesi altında çarpışmalara derhal son verilmesini, ivedi insani yardımı ve taraflar arasında diyalogu öngören bir plan ortaya çıktı. Bu ‘yol haritası’nın Kaddafi tarafından kabul edildiği, şimdi de Bingazi’de isyancılara ulaştırılacağı bildiriliyor. Ama uzlaşı umudu fazla değil. İsyancılar şimdilik Kaddafi’li bir formüle razı görünmüyor. Şimdiye kadar çok kez ateşkes kabul edip sözünü tutmayan Kaddafi’ye de pek güven yok.
Malûm, Türkiye’nin de Başbakan Erdoğan’ın daha önce açıkladığı üç aşamalı benzer bir planı var. ‘Türk planı’ hem Kaddafi tarafına hem isyancılar cenahına iletilmiş durumda. Plan Londra toplantısında oluşturulan uluslararası temas grubunun yarın Katar’da yapılacak toplantısına da götürülecek. Bu toplantının baş meşguliyeti herhalde Afrika Birliği’ninki dahil çeşitli girişimlerin koordine edilmesi olacak. Arap Ligi ve AB’nin de planlarını açıklamaları bekleniyor.
AK Parti iktidarı sadece Libya’da değil Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki her ihtilaf ve gelişmede hep ön planda olmak isteğinde. Gazze’deki atılganlığımız yanında Tunus ve Mısır’da da adımızı işittirme çabasındaydık. Erdoğan, Ben Ali ve Mübarek’e önce reform sonra git çağrıları yaptı. Davutoğlu başkentler arasında mekik dokudu. Bizim için çok daha yaşamsal önem taşıyan Suriye’de de ‘istikrar içinde değişim’ arzumuz yönünde Erdoğan ve Davutoğlu Beşar Esad’a sürekli reform telkinlerinde bulunuyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.