Geçen hafta Britanya’nın Tahran Büyükelçiliği’nin İranlı ‘öğrenciler’ tarafından basılmasının saikleri hakkında pek çok yorum yapıldı.
Her halükârda bu eylemin arka planında İran’da mollaların kendi aralarında ve Ahmedinejad yönetimi ile çekişmelerinin yer aldığı seziliyor. Nitekim baskının ardından Tahran’dan çelişkili sinyaller geldi. Dışişleri derhal özür dilerken mollaların bazıları yatıştırıcı, bazıları ise eylemi destekleyen ateşleyici beyanlarda bulundular. Şimdi Tahran genelde krizi bir İran-Britanya ihtilafına indirgemeye ve daha da alevlenmesini önlemeye çalışıyor. Geçen gün Dışişleri sözcüsü, Londra’yı diğer Batı ülkeleriyle aralarını açmaya çalışmakla itham etti.
Ama İran’ın Batı ile arası hızla daha da açılmakta değil miydi zaten? Kasım ayında ABD, Kanada ve İngiltere İran’a ek yaptırımlar uygulayacaklarını ilan etmişlerdi bile. İngiltere ön alarak İran Merkez Bankası’yla her türlü işlemi durdurmuştu. Büyükelçilik baskını ardından bu defa ABD Senatosu İran’ın petrol ihracatına darbe vurabilecek ek yaptırımlar kararlaştırdı. Aynı gün AB ocak sonuna kadar ‘İran finans sistemi ile taşımacılık ve ulaştırma sektörlerini’ hedef alacak yaptırımların hazırlanması kararını aldı. Özellikle Yunanistan’ın itirazıyla bu yaptırımlar petrol ambargosunu ‘şimdilik’ içermiyor.
Kısacası Batı nükleer konuda İran’ı dize getirmek için artık bu ülkenin can damarı petrol ve gaz sektörünü de hedeflemeye başlayan yaptırım çemberini büyükelçilik baskınından da hız alarak daha da daraltma eğiliminde.
Bu baskının ne şekilde sonuç vereceğini göreceğiz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.