Bugün New York’ta Eroğlu ile Hristofyas arasındaki Greentree zirvesinin son günü. Yarın Ban Ki-mun’un zirve sonuçları hakkında bir açıklama yapması bekleniyor. Toplantı öncesindeki artık alışılan ‘son şans’ beyanlarına, taraflara çözüm çağrılarına rağmen zirveden bir ‘mucize sonuç’ beklenmiyor.
O durumda, BM Genel Sekreteri’nin, taraflardan biri masadan kalkmadıkça ‘kolaylaştırıcı’ rolünden –‘yorulsa’ da– çekilme olasılığı az. Zira Güvenlik Konseyi Daimi Üyelerinin müzakerelerin bu haliyle devamından rahatsız olmaları için bir neden yok. Aynı şekilde GKRY’nin de tuzu kuru. Zaten Hristofyas Şubat 2013 başkanlık seçimine kadar zaman kazanmak istiyor. 1 temmuzda başlayacak altı aylık AB dönem başkanlığı yükü bahanesi de hazır. En istemeyecekleri, masadan kalkıp ‘oyunbozan’ gözükmek.
Böylece Greentree sonrasında dikkatler asıl Türk tarafının tutumuna yoğunlaşacak. Nedeni de belli. Türkiye bir süredir sabırsız. Müzakereler için bir son tarihte ısrar ediyor. Erdoğan ve Davutoğlu bu işin 2012’nin ilk yarısında bitmesi gerektiğini defalarca belirttiler. Cumhurbaşkanı Gül GKRY’nin AB dönem başkanlığının başlayacağı 1 temmuzu son tarih olarak verdi. Eroğlu da sonsuza kadar masada kalmak istemediklerini sıkça ifade etti.
Dolayısıyla New York’ta yine bir takvim saptanmaz, uluslararası konferans için mutabakata varılmaz ise Türk tarafının görüşmelerden çekilmesi bir olasılık olarak görünüyor. Anlaşılan o zaman ‘iki devletli çözüm’, yani KKTC’nin müstakil ve bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmesi gündeme gelecek.
Aslında bu ‘iki devletli çözüm’ veya ‘çözümsüzlük çözümdür’ yaklaşımı Türkiye’nin hep gönlünde yatan seçenek oldu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.