ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi ve İsveç Parlamentosu soykırım kararlarına verilen tepkilerde ölçü kaçtı. Son yıllardaki açılım eksenli, diyalog ve işbirliğine dayalı dış politikalarımızın estirdiği olumlu havayı zedeleyecek boyutlara vardı. Neredeyse Soğuk Savaş kalıntısı çatışmacı, dış dünyayı düşman gören paranoyak anlayışa geri dönüldüğü endişesi yarattı.
Bir yandan ‘parlamentolar tarih yazamaz’ haklı iddiasını sürdürürken, diğer yandan ‘tarihin istediğimiz gibi yazılması için’ her türlü siyasi ve ekonomik baskı aracının seferber edilmesi. Başarısız olunca devletlerarası ilişkilerin etik kurallarını zorlayan tepkiler gösterilmesi. Bu kararların ‘gülünç’, ‘komedi’ olarak nitelenmesi. Üstü kapalı tehditler. Obama’dan ve İsveç hükümetinden kendi yasama organlarının ‘hatasını’ –içeriği meçhul- telafi talepleri.
Washington ve Stockholm Büyükelçilerimizin –kime zarar verdiği tartışmalı bir ‘önlem’ olarakbelirsiz bir süre için Ankara’ya çağırılması. Bu ülkelere yüksek düzeyli resmî ziyaretlerin iptali.
Bütün bunlar pek normal değil. Hele geçmişte yine ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin aldığı üç karar dahil, yirmiyi aşkın ülke parlamentosunun aldığı kararlara tepkilerle karşılaştırıldığında hiç değil. Bu şiddetli tepki ve gözdağlarının bir nebze yakında benzer soykırım tasarılarının gündeme gelebileceği İngiltere ve Almanya’ya ön uyarı olması da akla geliyor.
Ancak Ermeni sorunu üzerinden bütün bu dış dünyaya meydan okumalarda asıl popülist bir renk, içte puan kazanma hevesi seziliyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.