BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, Eroğlu ve Hristofyas’ın geçen haftaki buluşması yine elle tutulur bir sonuç vermedi. Bu üçlünün geçen kasım ayındaki ‘son şans’ etiketli New York görüşmesinde kararlaştırdıkları Cenevre’deki bu ‘en son şans’ toplantısı da havada kaldı. Görüşmeler BM Genel Sekreteri’nin, ‘liderler arasındaki müzakerelerin süreceği, olumlu mesafe kaydedilirse, bunu şubat sonundaki raporuna yansıtacağı’ mealindeki açıklamasıyla sona erdi. Yeni bir üçlü görüşme tarihinden bahsedilmediği gibi Eroğlu ve Hristofyas basın toplantısı bile yapmaktan kaçındı.
Bu sonuçta Rumların sadece Türk tarafının esasa ilişkin önerilerini görüşmeyi reddetmesinin değil, görüşmeleri takvime bağlama istemine dahi direnmesinin etkili olduğu anlaşılıyor. Hristofyas’ın asıl amacının zaman kazanmak olduğu belli. Hatta Rum basınının Eroğlu’nun mart sonuna kadar bir takvim benimsenmesi çabasının başarısız olduğunu bir zafer edasıyla ilan etmesi artık bu amacın gizlenmesine dahi gerek duyulmadığının delili.
Göründüğü kadarıyla hiçbir taraf oyunbozan gözükmemek için masayı terk etmeyecek, ‘sonu gelmeyen görüşmeler’ sürdürülecek. Ancak aslında Kıbrıs sorununun BM parametreleri çerçevesinde çözümü derin dondurucuya kondu bile.
Rumlarda çözüm iradesi yok gibi. Üstelik AB’nin Türkiye’nin üyeliğine karşı malum üyelerinin perde arkasında Hristofyas’ın uzlaşmazlığını desteklediği de ortada. Merkel’in sorumluluğu Türk tarafına yüklemeye çalışan son çıkışı bunu beceriksizce açık etti zaten. Ban Ki-mun’dan da ümit yok.
Yazının devamını okumak için tıklayın.