Uluslararası müzakerelerde tarafların niyetleri, sonucu tayin edici en önemli faktör. Kıbrıs müzakerelerinde de ‘niyet’ unsuru hep önemli rol oynadı. Örneğin baştan itibaren Denktaş’ın daha sonra da Papadopulos’un hiç bir şekilde ‘beraber yaşamaya’ dayanan bir çözüme niyetli olmamalarının Annan Planı sürecinin başarısızlığının temel nedeni olduğu artık tartışma konusu bile değil.
Bugün de tarafların gerçek niyetleri gündemde. “İki toplumlu iki kesimli, siyasi eşitliğe dayanan federasyon” formülü görünürde benimseniyor. Ama acaba bu esaslar üzerinden adil bir sonuca ulaşmaya taraflar aynı ölçüde niyetli mi? Niyet okumak kolay değildir ama bir deneme yapabiliriz.
Rum tarafında Hristofyas çözüm istediğini, hatta bunun için elinden geleni yapacağını sık sık söylüyor. Ama ters çıkışları hiç eksik değil. Asıl sorun galiba Rum lideri ‘niyetini bozmaya’ zorlayan etkenlerin olması. AB üyeliğinin verdiği rahatlık yanında Güney’deki siyasi ortam Hristofyas’ı samimiyetinden kuşku duyulacak bir çizgiye itiyor.
Rumların AB üyeliklerini sürekli istismar ederek Türkiye üyelik müzakerelerinde engeller çıkartması Hristofyas’ın tamamen kontrolü dışında mı? Bu aralarda, Rumların çözümsüzlük halinde sorumluluğu Türklere yükleme girişimlerine şimdiden başlamaları Hristofyas’ı hiç mi rahatsız etmiyor? Bu davranışların çözümü zorlaştırdığının hiç mi bilincinde değil? Bunlara Hristofyas’ın –Rum kesimi başkanlık seçimleri ancak 2013’te olacağı için- zamana oynadığı kanısının yaygın olduğunu da eklersek Rum liderin ‘niyeti’ iyice sorgulanabilir hale gelmiyor mu?
Buna karşı Mehmet Ali Talat’ın niyetinden şüphe duyan yok gibi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.