İran ile Batı arasındaki yedi yıllık nükleer bilek güreşi tırmanarak sürüyor. İran Cumhurbaşkanı geçen hafta yine meydan okudu. İran devriminin yıldönümü kutlaması için toplanan yüzbinlere hitaben “Elimizdeki uranyumu yüzde yirmi zenginleştirdik. İstersek yüzde seksene kadar zenginleştirip nükleer silah yapabiliriz” diye övündü. Ama yine de “Yaparız ama istemiyoruz” diye ekleyip programlarının barışçıl olduğu iddiasını sürdürdü.
Ahmedinejad daha önce ellerindeki uranyumun yüzde 20 zenginleştirilmesi talimatını verdiğini açıklamış, bu adım Batı’da, hatta Rusya’da endişeli tepkilere yol açmış, ABD BM Güvenlik Konseyi’nden İran’a ağır yaptırımlar kararı çıkarabilmek için Rusya ve Çin’i ikna çabalarını arttırmıştı.
ABD bir yandan da muhtemelen İsrail’i daha da kışkırtmamak için İran’ın son iddialarını fazla ciddiye almaz gözükmeye çalışıyor. Başka çevrelerde de Ahmedinejad’ın kutlamalardaki beyanının inandırıcı olmadığı, nükleer konusunu içteki muhalefeti gizlemek için kullandığı kanısı yaygın.
Bu koşullarda İran’ın şimdiye kadarki politikasından vazgeçmesi söz konusu değil. Belli ki nükleer programını geliştirecek. Sonunda nükleer silaha ulaşmak istemediğini düşünmek saflık olur. Bu arada programın amacı hakkındaki kuşkuların verdiği siyasi gücü kullanacak. Ve tabii ki Batı’yı oyalama kumarını sürdürecek.
İran bu kumarında en başta ABD’nin askerî seçeneği kullanmaktaki isteksizliğine güveniyor. Irak ve Afganistan’da başı dertte olan Obama’nın bir cephe daha açmak istemeyeceğini varsayıyor. İsrail’in de ABD’nin desteği olmadan bir harekâta girişmeyeceğine inanıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.