
Mustafa Şentop 12 Haziran seçimleri sonrasında milletin vekili olmaya hak kazanan yeni isimlerden birisi. Ama asıl önemlisi, muhtemelen Türkiye’nin yapacağı ilk sivil anayasanın önemli mimarlarından biri olacak olması. Vekil adayı olmadan önce Marmara Üniversitesi’nde hukuk tarihi dersleri veren Prof. Dr. Şentop kamuoyunda anayasa alanındaki çalışmalarıyla biliniyor. Seçimin hemen ertesinde biraraya geldiğimiz Şentop, Türkiye’nin Kürt meselesi gibi ciddi dertlerine derman olması beklenen anayasayla ilgili kafasındaki formülleri anlattı. “Anayasada ne başlangıç kısmı ne değiştirilmez madde bulunmalı” diyen Şentop’a göre vatandaşlık tanımında 60 öncesine dönülebilir. Anayasa, özgürlüklerin doğuştan geldiğini ifade ederse, bununla ilgili bir madde bulunmasa bile anadilde eğitim sorunu da çözülebilir.
Yeni anayasayı hazırlarken AKP’nin temel ilkeleri ne olacak?
AK Parti seçim beyannamesinde, ferdi esas alan, vesayetçi ideolojiyi tasfiye edecek, temel hak ve özgürlükleri tam manasıyla gerçekleştirecek bir anayasa, diyor.
Bunlar çok soyut ilkeler değil. Temel hak ve özgürlüklerle ilgili ne olabilir?
Bizim anayasa geleneğinde şöyle bir sorun var. Devlet, temel hak ve özgürlükleri kendisinin verdiğini farzediyor. Bunun devamı olarak da “Madem ki bunları ben veriyorum, o zaman bunlar benim verdiğim kadardır” diyor. Bu yanlış. Özgürlükçü bakış açısına sahip anayasa “Bu özgürlükler benden önce var, ben bunları sınırlama konusunda da belirleme konusunda da nihai yetkiye sahip değilim” demeli. Temel hak ve özgürlükleri tam manada gerçekleştirecek anayasa denilirken ardında böyle bir perspektif yatıyor.
Bu perspektif anayasada nasıl somutlaşacak?
Bir maddede, temel hak ve özgürlüklerin, insanların doğuştan sahip oldukları haklar olduğu, anayasanın bunları vermediği şeklinde bir ifade konulabilir. Bunun dışında bazı haklar ve özgürlükler sayılabilir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ya da Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi’ne refere de edilebilir. Örneğin bizim anayasamız “Herkes önceden izin almaksızın toplantı gösteri yapma yürüyüşü yapma hakkına sahiptir” diyor. Devamında da “toplantı ve yürüyüşler şu şu sebeplerle sınırlanır” diyor.
Size göre bu sınırlamalar problemli, yürüyüş hakkı zaten var, anayasada düzenlenmeyebilir...
Düzenlenmeyebilir... Yani anayasa “Ben hangi hakkı verdiysem, burada ne yazıyorsa o kadar hakkınız var” iddiasında bulunmayacak. Bunlar zaten var, yazılsa da yazılmasa da var.
O halde sizin önerdiğiniz anayasa çok kısa bir anayasa olacak...
Oldukça kısa... Birçok konunun anayasayla düzenlenmesi gerekmiyor. Türkiye’de anayasalar, özelikle 82 anayasası niye uzun, niye bu kadar karmaşık. Bu amaçlanmış bir şey. Türkiye’de 60 darbesiyle vesayetçi ideoloji kurulmuş. Seçimle işbaşına gelemeyecek bir siyasi ideolojiyi seçimi kazanmazsa da nasıl iktidarda tutarız?
Türkiye’de anayasalar bunu formüle ediyor. Bürokratik oligarşinin ipleri elinde tutmasını sağlamak için anayasa çok önemli. Çok açık olmaması, ona sıkıştığı zaman manevra imkanı sağlıyor. O yüzden bu kadar uzun ve bu kadar yoruma müsait.
Anayasa asıl kısa olduğu zaman yoruma açık olmaz mı?
Öncelikle Anayasa Mahkemesi’ni doğru yapılandırmamız gerekiyor, Parlamento’nun daha çok üye seçmesi lazım. Nihayetinde ipleri elinde tutan Anayasa Mahkemesi. Onu bu rolden çıkarmamız gerekiyor. İkincisi Anayasa Mahkemesi, anaysa değişikliklerini denetleyememeli. Anayasa değişiklikleri, referanduma sunulmalı.
O zaman sık sık referanduma mı gideceğiz?
Hayır, anayasa kısa olursa değişiklik yapma ihtiyacı hasıl olmayacak.
Siz, anayasanın başlangıç kısmı olmamalı, diyorsunuz. Neden?
Çünkü başlangıç kısımları resmi ideolojinin saklandığı yerdir. Dünyada başlangıç kısmı olmayan çok anayasa var. Bizde de 1924 anayasasının başlangıç kısmı yok.
1961, 1982 anayasalarında niye başlangıç var?
Çünkü neden darbe yaptıklarını açıklamaları lazım. Diyorlar ki, ideolojisiz bir başlangıç kısmı olabilir, insani değerlerden bahsedelim. Ama biz oraya ne yazarsak yazalım, bugüne ait bir şey olacak. Bir çok kavram vardır ki, yenidir; hukuk devleti, sosyal devlet... Belki ilerde başka bazı kavramlar çıkacak. Benim kanaatime göre anayasa madem ki bir sözleşme, burada sadece maddeler bulunsun.
24 anayasası resmi ideolojisi olmadığı için mi 61 anayasasından daha iyi?
1924 anayasasında eksikler var; hukuk devleti ilkesi yok, temel hak ve özgürlüklerle ilgili düzenlemeler eksik. Ama kağıt üzerinde, anlayış olarak 1961’e göre daha doğru bir anayasa. Bir ideolojisi yok. Bürokratik oligarşi gibi bir şeyi esas almıyor. Resmi devlet ideolojisi benimsemiyor.
Taraf‘ta Yıldıray Oğur, Başbakan’ın seçim sonrası konuşmasında “Cumhuriyetin kuruluş felsefesi” derken 1921 anayasasındaki adem-i merkeziyetçi sistemi işaret ettiğini yazdı. Sizce nedir bu kuruluş ideolojisi?
61 anayasasındaki ideoloji de bugünkü ideoloji de Cumhuriyetin kuruluş ideolojisi falan değildir. Bunu anlamak çok basit. Anayasa’nın ikinci maddesinde devletin nitelikleri var, bunlar 24 anayasasında çok farklı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.