
Katıldığı bir televizyon programında “Satsın diye adını diyet kitabı koyduk” diyecek kadar açık sözlü. Söylediğine göre asıl derdi, günümüzde para getirmediği için geri plana itilmiş olan halk sağlığı... Kardiyolog ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay kitap satış rakamlarına bakılırsa hedefine fazlasıyla ulaşmış durumda. Nitekim çıktığı nisan ayından bu yana çok satanlar listesinden düşmeyen “Karatay Diyeti” şimdiye kadar 100 binden fazla okura ulaştı. İkinci kitabı “Karatay Diyeti’yle Yaşam Boyu Sağlık” geçen hafta raflara çıkarken Elazığlı 68 yaşındaki bu bilim insanının popülerliği gün geçtikçe artıyor.
Bildiğimiz diyetlere “çeviri diyet” diye karşı çıkan Karatay’a göre beslenmeyle ilgili doğru bildiklerimizi bir kez daha unutmamız gerekiyor. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden sonra İngiltere’de eğitim alan, ABD’de çalışan, Türkiye’de alanında bazı ilkleri gerçekleştiren ve halen Bilim Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Karatay’la hem sağlığı, hem de sağlığın piyasayla ilişkisini konuştuk.
Yaktığımız kaloriden azını yersek zayıflarız, diye biliriz hep. Bu kalori hesabı yanlış mı?
Artık kalori hesabı yapılmıyor, bu hesabı kaldıralım. Kaloriyi harcamak önemli, hareket önemli. Türk toplumu zaten hazıra alışmış. Dört çekere biniyoruz, erkekler neredeyse odasına onla çıkacak. O yüzden hareket çok önemli. Ama glisemik indeks hesabı daha önemli.
Diyelim ki bir günde iki bin kalori harcadık, yiyerek üç bin kalori aldık, yine de zayıflayabiliriz, öyle mi?
Hareket edip de sağlıklı yerseniz evet.
Nasıl çalışıyor bu zayıflama mekanizması?
Herhangi bir şeyi yediğimiz zaman kan şekerimiz insülinle birlikte anında yükselir. İnsülin, kan şekerinin, günlük işlerimizi yaparken yakıt olarak kullanılmasını sağlar. Yemek yedikten iki saat sonra, kan şekeri düşmeye başlar. Bir de pankreasta glukagon hormonu salgılanır, glugakon da karaciğerde birikmiş olan depo şekeri enerji olarak kullanır. Dört saatten sonra ise hiçbir şey yemezsek leptin hormonu salgılanır. İşte leptin, metabolik olarak yağları yakan hormondur. Yağların yanması da zaten kilo vermek demektir.
Glisemik indeks nerede devreye giriyor?
Mesela ceviz, fındık, fıstık bunların glisemik indeksi 20’dir, düşüktür. Mercimek ve kuru fasülyeninki de öyle. Proteininki; etin, yumurtanınki sıfırdır. Bunlar midede ve bağırsaklarda uzun süre kalır, kan şekerini yavaş yavaş yükseltir, yavaş yavaş indirir, o nedenle acıkmazsınız. O arada da vücut leptin hormonuyla kendi yağını ara öğün olarak kullanır.
Siz glisemik indeksi yüksek diye yasaklıyorsunuz ama diğer diyetlerde tokluk hissi için ekmek veriliyor...
Oradaki tokluk hissi kısa süren, yanıltıcı bir tokluk hissi. Acıkmamızın sebebi bu. Simit yersiniz acıkırsınız. Bir buçuk porsiyon mantı yiyin, iki saat sonra acıkırsınız. Çünkü bunlar boş kaloridir, çok fazla insülin salgılatır, kan şekerini hemen yükseltir hemen düşürür. Düşük glisemik indeksli karbonhidrat yediğimiz zaman ise kan şekeri yavaş yavaş yükselir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.