Zengin kızla fakir oğlanın aşkı bitti. Muhafazakâr ailenin kızı Büşra’yla, cumhuriyetçi gazetenin çalışanı Yaman’ın aşkı sinemalarda... İki ‘taraf’ da filmdeki samimiyeti teslim ediyor, hararetli bir tartışma başlıyor.
Üç yıl önce mizah dergisi Leman’ın sayfalarında canlanan Büşra, şimdi ete kemiğe büründü, beyazperdede göründü. Çizgi halindeyken uçuk kaçık bir tip olan başörtülü Büşra uçan tekmeler savurup, mastürbasyon yapıyordu. Sinemada üçüncü boyuta kavuşunca ise çılgınlıklarını bir kenara bıraktı, aramızda dolaştığı haliyle şehrin içine daldı. Ama tam da ayakları yere basarak liberal bir gazeteciyle yaşadığı aşkla seyirciyi yine ters köşeye yatırdı...
90’ların başında Mesut Uçakan’ın çektiği Yalnız Değilsin adlı bir film muhafazakâr kesimde çok popüler olmuştu. Filmde “hidayete eren” genç bir kadın anlatılıyor, başörtülüler ve bu yoldakiler cesaretlendiriliyordu. İki gün önce gösterime giren Büşra’yla yine başörtülü bir kıza söylenen “Yalnız değilsin” cümlesi yankılanıyor şimdi sinema salonlarında. Ama beyaz perdeden görünen o ki; artık yalnızlığın da kahramanlığın da tanımı çok değişmiş durumda.
Filmde söylendiği şekliyle “insanlar annelerinden babalarından çok, zamanlarına benziyor”. Büşra da kendinden önceki filmlerden ciddi bir kırılmaya işaret edip bugünün sesini güçlü bir şekilde duyuruyor sahnelerinde. Filmde yönetmen, yapımcı, senarist, başrol oyuncusu hepsi 20’lerinde ya da 30’larının başlarında insanlar. Ve Büşra hepsinin de ilk uzun metraj film deneyimi. Bu “ilk ve pek genç film”in pek çok eleştirmenin beğenisini kazandığını da not etmek lazım... Daha önemlisi iki tarafı da anlama çabasındaki samimiyeti her iki tarafın teslim ettiğini de...
Büşra karakterinin yaratıcısı Bahadır Boysal ve filmin yapımcısı Alper Akman meramlarının ne olduğunu anlattı...
Büşra projesi nasıl ortaya çıktı?
Alper Akman: Ben Bahadır’ın okuruyum. Bahadır, üslubu dikkatimi çeken çizerler arasındaydı. Büşra da karakter olarak çok enteresan çelişkileri bünyesinde barındırıyordu.
Nasıl çelişkiler?
AA: Muhafazakâr olmak, kadın olmak, modern hayata eğilimli olmak... Aynı zamanda dinsel kurallar da var. Bütün bu farklı ekollerden kurallar zincirini siz hayatınızda işletmeye çalışıyorsunuz. Dolayısıyla çok enteresan, postmodern insanı en derin şekilde tanımlayan bir karakter... Büşra o anlamda ilgimi çekti ve filmini yapmak istedim.
Peki, en başta bir çizgi karakter olarak Büşra nasıl ortaya çıkmıştı? Bir gün İngiliz elektronik müzik grubu Prodigy’nin konserine gitmişsiniz, orada başörtülü kızlar görmüşsünüz ve sonra da Büşra karakteri çıkmış ortaya. Öyle mi?
Bahadır Boysal: Böyle söylesek yalan olmaz. Epey bir süre gördüğüm insanlardı onlar. Bir kaç yıldır değil 10 yıldır gördüğüm kızlardı...
Sokakta başka bir sürü tip var. Neden böyle bir karakter yaratmayı tercih ettiniz?
BB: Son durum bu ya aslında: ‘Türkiye değişiyor mu?’. Ayrıca örtülü kızların da hayata katılması, hayatın onları içine alması, o girdap içinde insanlar... İlgi çekici geldi bana... Şehirli olmak, türbanlı olmak, hayatın seni içine alabilmesi meselesi...
Filmdeki Büşra’nın en önemli özelliği ne?
BB: Militan bir tarafı var. Birey olmanın, şehirli insan olmanın militanlığı çok güçlü. Alıp başını gidebilmesi anlamında Osmanlı bir kız. Güçlü bir kadın. Villada oturuyor, entelektüel, eğitimli. Ondan sonra İstanbul sokaklarına dalıyor.
Büşra “ezik başörtülü kadın” tipinin tam zıddı. Kendi ailesine de başkaldırıyor.
BB: Tebaa olmaması gibi bir durumu var. Bu arada cemaate ait değil, diye bize sitem mi ediliyor acaba onu da bilmiyorum... Ama kıymeti anlaşılacak Büşra’nın...
Filmde neyi anlatmak istediniz, Büşra’nın meselesi nedir?
BB: Aslında aşk. Bir kızın âşık olduğu bir adam var ama apayrı bir karakter... Filmde asıl konumuz aşk. Buna eklemlenen konular, politik durumlar var.
Yazının devamını okumak için tıklayın.