
‘Uzlaşmacı’ liberallere karşı çıkıp ‘çatışma her daim varolacak’ diyen radikal demokrat Chantal Mouffe, Taraf’a sadece dünyanın gidişatını değerlendirmedi, siyaset bilimi teorisinden yola çıkıp ‘uzun ilişkinin sırrı’nı da verdi
‘Dünyaca ünlü siyaset bilimci’ olmanın yanısıra dünyayı hangi kavramlarla nasıl algıladığımızı etkileyecek teoriler üreten bir kuramcı Chantal Mouffe... iDans Uluslararası Çağdaş Dans ve Performans Festivali kapsamında İstanbul’a gelen Belçikalı Mouffe Batı demokrasisindeki Hıristiyan gelenekten, Türkiye’nin İran arabuluculuğuna kadar çeşitli konuları Taraf’a değerlendirdi. Demokrasi konusunda aşağıdaki satırlarda söyledikleri hem içinde debelendiğimiz dar ufku açması hem de önümüzdeki yıllarda neler konuşacağımız konusunda ipucu vermesi açısından önemli...
‘Çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak’ biz Türkiye vatandaşlarının önüne konmuş temel hedeflerden biri. Ancak sizin o uygarlıktaki demokrasiye dair bazı ciddi eleştirileriniz var. Nedir o eleştiriler?
Benim Batı liberal demokrasisine iki eleştirim var... Sol bakış açısından yaptığım birinci eleştiriye göre, liberal çoğulcu demokrasinin radikalleştirilmesi gerekir.
İkinci eleştirim ise Jürgen Habermas gibi pek çok liberal teorisyenin aksine bu modelin demokrasiye dair tek model olduğunu düşünmüyorum. Liberal teorisyenlere göre Batı demokrasisi ahlak ve rasyonalitenin gelişiminde son noktadır, evrenselleştirilmesi gerekir, her ülke bu modeli kabul etmelidir. Demokratikleşme her durumda Batılılaşma olarak anlaşılmalıdır.
Size göre demokratikleşme ille de Batılılaşma anlamına gelmiyor...
Demokrasi üzerine çalışan pek çok tarihçiye göre, Batı demokrasisinin oluşmasında Yahudi-Hıristiyan geleneği önemli rol oynadı. Bu Yahudi-Hıristiyan geleneği belli bir uygarlığa özgüdür. İslam dünyasında ya da Çin’de ise farklı gelenekler var. O halde bu kültürler neden bu prensipleri kabul etsinler?
Batı demokrasisiyle diğer kültürler arasında hangi noktalarda kan uyuşmazlığı ortaya çıkabilir mesela?
Örneğin bireysellik son derece Batı modeline özgü olan bir şeydir. Bireyin egemenliği Hıristiyanlıkla yakından bağlantılıdır. Otonomi, bireysel bağımsızlık fikri de öyle... Fransa’da otonomi temel bir değerken Çin’de temel değer uyumdur. Bazı kültürlerde, topluluk fikri birey fikrinden daha önemlidir. Dolayısıyla Batı modelini reddediyorlar, çünkü topluluk değerlerine zarar verdiğini düşünüyorlar.
Farklı moderniteler, farklı demokrasiler mümkün, diyorsunuz... Bugünkü dünyada buna verebileceğiniz örnekler var mı?
Dünyanın başka bir yerinde tam olarak geliştirilmiş bir modelden bahsetmek mümkün değil. Bu, henüz çok yeni bir mesele. Çok uzun süredir egemen olan “Demokrasi, Batı demokrasisidir”‘ düşüncesini sorgulamaya başlamamız bile çok yeni.
Bir de başka kültürdeki formülasyonla sizin formülasyonunuza uymuyorsa, onu yok sayabiliyorsunuz. Örneğin bizim anladığımız insan hakları fikri çok spesifik bir Batı formülasyonu. Başka kültürlerde de insan onuru fikri var ama eğer tam sizin sözlüğünüzdeki gibi yazmıyorsa “A tamam bu insanların insan haklarının ne olduğuyla ilgili bir fikri yok” deniyor.
Demokrasiyle ilgili olarak da bir ülkede Batılı demokrasi modeli olmayabilir. Ama “bir insan bir oy”dan daha farklı demokratik organizasyon çeşitleri olabilir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.