Yeni çıkan kitabıyla Ey Asker Siyasete Karışma diyen gazeteci Hasan Cemal “10 yıl önce ben bu kitabı yazamazdım, şimdi artık Türkiye’de durdurulamaz bir süreç başladı” diyor. Cemal’e göre bu sürecin ileriki aşamalarında askerin ders kitabını da, OYAK’ın ekonomide tanklı tüfekli bir oyuncu olmasını da tartışacağız. İş dünyasının güçlenmesinin bu dönüşümde etkili olduğunu belirten Hasan Cemal “Allah kahretsin, darbeden vazgeçmişler” diyen medya patronunun hikâyesini de aşağıdaki satırlarda anlattı...
Artık orduya Ey Asker Siyasete Karışma diye “muhtıra” verilebildiğine göre, Türkiye’de darbeler dönemi kapanmıştır, diyebilir miyiz?
Türkiye’de açık darbe döneminin bittiğine ben de inanmaya başladım. Ama bir çılgınlık anı gelebilir mi? Dipten gelen bir dalga, bir an, İspanya’da 1980’lerin başında olduğu gibi bir asker bir tankın tepesine binip bir çılgınlık yapar mı? Olabilir belki ama çok zor. Öte yandan darbeler dönemi kapanmış olmakla birlikte askerin siyasete karışmasını önleyecek kurumsal düzenlemeler tümüyle yapılmış değil.
Ne gibi düzenlemeler?
Türkiye’de hâlâ genelkurmay başkanının başbakana bağlı olduğu açık değil. Avrupa ülkelerinde genelkurmay başkanı savunma bakanına bağlı. Türkiye’de hâlâ askerin kendi hukuku var. Hâlâ parlamentonun askeri harcamaları doğru dürüst denetlemesi mümkün değil. Ayrıca askerin siyasetten elini çekmesi için gerekli zihniyet düzenlemesinin de yapılması gerekiyor.
Zihniyet düzenlemesi dediğiniz şey nedir?
Bu, eğitimle ilgili bir şey. Bugün asker demokrasi, hukukun üstünlüğü açısından nasıl yetiştiriliyor diye sorarsan bunun yanıtı olumlu değil. O kendini ülkenin sahibi ve kurtarıcısı olarak görüyor ve öyle yetiştiriyor. Sivile güvenmiyor ve siville arasına duvar çekiyor. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek günlüklerinde askerin kendisini nasıl sivilden tecrit ederek yaşadığını, o dünyada neler olduğunu bilemediğini ve bunun yanlış olduğunu anlatır. Bunların değişmesi lazım.
Siz kitabınızda İspanya’da 1970’lerde Franco diktasından demokrasiye geçilirken askeri okullarda okutulan ders kitaplarının da değiştirildiğini anlatıyorsunuz...
1985’te İspanya’ya gittiğimde Başbakan Yardımcısı ve Milli Eğitim Bakanı bana uzun uzun anlattılar bu konuyu. Harp okullarında okutulan ders kitapları demokrasi kültürüne uygun şekilde yeniden yazılmış. Bu süreç çok uzun sürmüş, 80’lerin sonunda tamamlanmış.
Türkiye’de askerî okullarda müfredatı kim belirliyor?
Orada bir tuhaflık var. Bir taraftan öğretim birliği diyoruz. Bir taraftan da Milli Eğitim Bakanlığı’nın askerî okullardaki ders kitapları ve içeriği konusunda söz hakkı olduğunu sanmıyorum. Olsa bile görünüştedir. Eğer Türkiye’de demokrasi diyorsak bunları açık açık tartışmamız lazım. Asker kendisini nasıl yetiştiriyor, ders kitaplarında ne yazıyor, nasıl yazılmalı... Bunları konuşmamız lazım.
Tanklı tüfekli bir kurumun siyasi parti gibi davranması eleştiriliyor ama ekonomideki varlığı mesele edilmiyor. OYAK’ın çimento fabrikaları var, Erdemir’i aldı, Renault’da ortak. Sizce ordu ekonomiden de çekilmeli mi?
Ordunun ekonomide oyuncu olması diye bir şey olabilir mi? Dünyada bir örneği daha yok. Bir tek “Bunlar iş dünyasına girince daha farklı düşünebilirler” diye insanın aklına geliyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.