1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 25 Mayıs 2012 Cuma 05:47
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Tuğba Tekerek SÖYLEŞİ 16.10.2011
Tuğba Tekerek
Kopan koldan çiçekler yapmak
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Tuğba Tekerek - Kopan koldan çiçekler yapmak Tuğba Tekerek - Kopan koldan çiçekler yapmak Tuğba Tekerek - Kopan koldan çiçekler yapmak Tuğba Tekerek - Kopan koldan çiçekler yapmak Tuğba Tekerek - Kopan koldan çiçekler yapmak Tuğba Tekerek - Kopan koldan çiçekler yapmak Tuğba Tekerek - Kopan koldan çiçekler yapmak Tuğba Tekerek - Kopan koldan çiçekler yapmak
Tuğba Tekerek köşe yazılarını web sitenize ekleyin

İşkence, tecrit, sürgün, suikast... Güney Afrika’daki siyah hareketin önemli isimlerinden hukukçu Albie Sachs bunların hepsini yaşadı. Bir kolunu ve bir gözünü kaybetti. Buna karşılık “İntikam” diyen yoldaşlarına “O ne demek? Ülkemde demokrasi yerleştikçe benim kolumun yerinde güller bitecek” diye yanıt verdi. Beyazların egemenliğindeki ırkçı apartheid rejimi 1990’da yıkıldıktan sonra yeni anayasanın yapımında görev aldı, sonra da Anayasa Mahkemesi üyelerinden birisi oldu. O mahkeme ki, üyelerinin yarısı eskiden terörist diye aranıyordu, diğer yarısı da teröristlerin avukatıydı. Siyahların efsanevi lideri Nelson Mandela Mahkeme’nin açılışını yapmadan önceki gün arkadaşlarına “En son bir mahkemenin önünde idam kararı için bulundum” diyordu.

Deneyimlerini aktarmak için çok sayıda kitap yazan Sachs dünyanın çeşitli yerlerinde barış süreçleri ve anayasayla ilgili toplantılara katılıyor. Dün İstanbul’da yapılan Yeni Anayasa Yolunda Konferansı’nda da Güney Afrika deneyimini aktaran 86 yaşındaki hukukçu şimdi bir film senaryosu üzerinde çalışıyor.

Beyazsınız ama Güney Afrika’da siyahların özgürlük mücadelesine katıldınız. Nasıl oldu bu?

Mücadelenin içine doğdum ben. Annem, Komünist Parti Genel Sekreteri ve Afrika Ulusal Kongresi’nin (AUK)Ulusal başkanı olan Moses Kotane’nin sekreteriydi. Bana ve kardeşime hep “Çocuklar hadi toparlanın Kotani geliyor” dediğini hatırlarım. Annemin beyaz bir kadın olarak siyah bir adama büyük saygı gösterdiğini görerek büyüdüm. Babam Soli Sachs da ben 6 yaşındayken “Sevgili Albert, büyüyünce özgürlük savaşının askeri ol” diye bir kart göndermişti bana. O da İşçi Sendikası’nın genel sekreteriydi. Benişçi hakları ve ırkçılığa karşı mücadeleyle dolu bir dünyada büyüdüm.

İlk ne zaman eylemlere katıldınız?

17 yaşıma girdiğimde, yerli Afrikalılar tarafından yürütülen Haksız Yasalara Karşı Direniş kampanyasına katıldım. Üniversitede hukuk okudum. Tüm o aktivist gençlerin arasındaydım. O zamanlar çok şiir okurdum. İlginçtir bize ilham veren şairlerden birisi de Nazım Hikmet’ti. Hapishaneden şiirler yazıyordu. Daha sonra ben de hapse girdim. Aynı kültürün parçası oldum.

Sizin hapse girişiniz nasıl oldu?

Adım adım geldi; sabaha karşı polis baskınları, yasaklar, toplantıların engellenmesi. 28 yaşında avukatlık yapıyordum. Bir gün ofisime doğru yürüyorum... Filmlerdeki gibi, birileri eğilmiş ayakkabılarını bağlıyor, birisi gazete okuyor, sonra bu insanlar hepsi bir anda polis oldular, ve beni aldılar, kendimi hapishanede buldum. Beklediğimden çok zordu, çok daha zordu. Üzgünüm ama Nazım Hikmet’in şiirleri o noktada bana yardımcı olmadı. Tecritteydim. 90-gün yasasına göre içeri alınmıştım. Avukata, ailenize, mahkemeye erişemeden 90 gün boyunca sizi tutuyorlar. 90 günün sonunda serbest bırakıldım, bana saatimi, ayakkabı bağlarımı, kravatımı geri verdiler, binadan çıktım. Ama caddeye ulaşmadan beni yeniden tutukladılar. Ne kadar süreceğini bilmiyordum. Çok zordu. Toplam 168 gün kaldım. İkinci defasında bıraktıklarında öyle coşkuluydum ki, hapishaneden 10 km koştum ve kendimi üzerimde elbiselerle dalgalara bıraktım. Belki iyi görünüyordum ama içimde birşeyler fena halde zarar görmüştü. 2 yıl sonra yeniden tutuklandım.

Bu kez ne oldu?

Bu kez, uykusuz bırakma yöntemini uyguladılar. Sorgu odasındayım. 10 dakika boyunca masaya vuruyorlar, bum bum bum, korkunç bir gürültü çıkartıyorlar, sonra 10 dakika tamamen sessizlik. Yeniden gürültü, yeniden sessizlik... Bu böyle devam ediyordu... Gece de.. Ve gerçekten neredeyse ayakta uyuyordum, direncimin kırıldığını farkediyordum. Sonunda çöktüm, sandalyeden düştüm. Ayakkabıları görüyordum. Siyah ve kahverengi ayakkabılar. Üzerime su dökülüyordu , Ben gözümü kapatıyordum onlar açıyordu. Sandalyeye oturttular ben yine düştüm. Hayatımın en kötü anlarıydı.

Tüm bu süreç sizi politik olarak daha mı keskinleştirdi, daha mı militan oldunuz?

Daha güçlü olmadım, daha zayıf oldum. Her tecritten sonra daha zayıf düşüyorsunuz. Öte yandan apartheid korkunçtu, adaletsiz haksız, insafsızdı, insanları en temel haklarından çok açık şekilde mahrum bırakıyordu. Militanlık toplumdaki bu derin adaletsizlikten geldi. Onur meselesiydi, adalet meselesiydi. İnsan dayanışması kendi içinde bir güçtü. Beraber direniyorduk, apartheid’ı parçalıyorduk, etkileşimi, insanî sıcaklığı hissediyorduk, Afrikalılarla birlikte çalışmak benim için özellikle değerliydi. Beyaz tenimden dışarı çıkmak, açılmak, bir insan olarak daha açık olmak.

Neden ülkeyi terkettiniz?

Güney Afrika’da herhangi bir şekilde yaşamak mümkün değildi. Çok ağır yasaklar vardı. Avukat olarak çalışmam çok zordu. Ya tam olarak yeraltına inecektim ya da ülkeyi terk edecektim, tamamen yeraltına girecek kadar gücüm yoktu, tecritin etkileri nedeniyle zayıftım. 31 yaşında Londra’ya gittim.

Orada ne yaptınız?

Sussex üniversitesinde doktora yaptım. Üniversitede ders verdim. Mozambik diktatörlükten kurtulup özgür olunca 1977’de oraya gittim. Orada toprağa dokunduğum andan itibaren olmak istediğim yer orasıydı biliyordum, yeniden Güney Afrika’daydım.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Tuğba Tekerek Makaleleri:
  1. Solun silahtan başka çaresi yoktu - 17.05.2012
  2. Beni buradan çıkar Celalettin - 16.05.2012
  3. Allah bu kadar kötü olabilir mi - 04.05.2012
  4. Ben kolesterole inanmıyorum - 20.11.2011
  5. Kürtler PKK’yı denetlesin - 30.10.2011
  6. Kopan koldan çiçekler yapmak - 16.10.2011
  7. “İlkokulda başörtüsü takılabilmeli” - 09.10.2011
  8. Ülkede federal laiklik olmalı... - 21.08.2011
  9. Seke seke giderken ‘çat’ duvara çarptım - 12.07.2011
  10. Ayşecik ineği Güzelpınar’da sağar - 17.07.2011
  11. Anayasada anadil yasağını kaldırırız - 17.06.2011
  12. AKP yüzde 100 olmak istiyor - 04.06.2011
  13. Türkiye iyi örnekti, şimdi gidişat tehlikeli - 29.05.2011
  14. Chantal Mouffe: ‘Siyasetin ta kendisi çatışma’ - 24.10.2010
  15. Meral Tamer: ‘Kitaptan sonra annem dirildi’ - 17.10.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  ‘Bomba düştü’ paniği
  Joey Barton’a 12 maç ceza verildi
  Metroda mahsur kaldılar
  Org. Özel: Türkiye bölgesel aktördür
  Fenerbahçe’nin muhtemel rakipleri
  Beşiktaş, Uğur Boral ile anlaştı
  Dünyanın en çok kazananı boksör Pacquiao
  Askerin ölümü intihar değil
  Çiller’e şantaj soruşturmada
  İki şehrin hikâyesi Madrid ve Tokyo
  Serap’ı molotofla yakanlara müebbet
  Burak’ın cezası bir maç düşürüldü
  Hizbullah liderinin öldüğü yalan
  Mersin İdmanyurdu Bobo’yu istiyor
  Milliler, Gürcistan’ı 3-1 mağlup etti

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 25.05.2012
Erdoğan’a ne oluyor
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 25.05.2012
29 Mayıs
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 25.05.2012
Kürşat’la polemik!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 25.05.2012
Kıvılcım

Ali Abaday - 25.05.2012
Çocuktan öğren birey olmayı
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 25.05.2012
İdris Naim Şahin: AKP’nin bilinçaltı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 25.05.2012
Kusura bakmadık, kahrolduk Sayın Başbakan
GEÇ KALMIŞ YAZILAR
Namık Çınar - 25.05.2012
Sönmüş yıldızlar, köhnemiş ideolojiler
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 25.05.2012
Futbolun ölüp bittiği yok
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 25.05.2012
Medya, Facebook’la ilgili aldatıcı reklâm yaptı
-
Ali Erden - 25.05.2012
Bal ve kan diyarında trajediler
MÜBAREK CUMA
Ramazan Rasim - 25.05.2012
Peygamber Efendimiz Uludere için ne demişti
DAHA DA YAZMAM
Tuncer Köseoğlu - 25.05.2012
Ben Erkan Encü
TUVALE KARŞI
Tayfun Serttaş - 25.05.2012
Karolin’in suçu ve suçunun aleti
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Tuğba Tekerek - "Kopan koldan çiçekler yapmak" başlıklı köşe yazısı
25.05.2012 05:47:04