1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 25 Mayıs 2012 Cuma 05:49
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Tuncer Köseoğlu DAHA DA YAZMAM 03.02.2012
Tuncer Köseoğlu
Devlet ‘baba’
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Tuncer Köseoğlu - Devlet ‘baba’ Tuncer Köseoğlu - Devlet ‘baba’ Tuncer Köseoğlu - Devlet ‘baba’ Tuncer Köseoğlu - Devlet ‘baba’ Tuncer Köseoğlu - Devlet ‘baba’ Tuncer Köseoğlu - Devlet ‘baba’ Tuncer Köseoğlu - Devlet ‘baba’ Tuncer Köseoğlu - Devlet ‘baba’
Tuncer Köseoğlu köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Başbakan kürsüden buyurdu: Amacımız dindar, muhafazakâr ve demokrat nesil yetiştirmek... Bu nesil yetiştirme işine oldum olası kafayı takmışımdır. Hele bu devlet eliyle nesil yetiştirmenin tek bir amacı olduğunu geçmiş deneyimlerden çok iyi biliyorum. “Her şeyiyle biat eden, boyun eğen bir topluma sahip olmak” Bunun dinlisi, dinsizi fark etmez yönetenler için, yeter ki boyun eğsin, kısaca “efendi olsun”. Olmadı mı zaten aklını alır devlet, koyar kafaya odunu feleğin şaşar. O nedenle bizde devlet hep “baba” diyerek anılır, hani kafanı az kaldırdın mı kafanı eziyor diye. Şefkati sarmayı, kucaklamayı temsil eden “Ana” benzetmesi bizim toplum algısına oldum olası hep uzaktır nedense.

Devletin tek tip toplum yaratma arzusu, yönettiği insanlara da bir “habis” gibi nüfuz eder; bütün benliğini kaplar. Hiç unutmam 12 yaşlarında kafasında bin bir soru olan bir çocuktum. Doğduğum köyde yaşlı bir amca ölmüştü. Bizde âdettir ölen her fani bir gün evinde bekletilir. O amca da evinin toprak zemininde tabutun içine konuldu. Etrafında köyün ileri gelenleri amcalar, ağabeyler. Ben de köydeki birkaç çocukla birlikte yer buldum o toplantıda. Dinliyoruz büyükleri. Böyle anlarda insanlar nedense uhrevi bir âleme dalar. Konuşmalar cennet- cehennem kavramı üzerine yoğunlaşır. O gün anlatıyordu amcalardan biri; “Müslümanlar, işlediği günahlar kadar cehennemde yandıktan sonra cennete gidecek eninde sonunda. Ama o cehennem ateşi yok mu ona dayanmak zor iş işte...” Amcaya göre cenneti sadece Müslümanlar hak edecekti, diğer fanilerin buna hakkı yoktu. Kafamda bin bir soru var ya. Dışarıdaki kışı düşünmeden atıldım öne... Köyde çok Almancı vardı, o nedenle Hıristiyan olarak sadece Almanları biliyordum. “Peki,” dedim amcalara, “biz Müslüman ana ve babadan doğduk. Ve doğal Müslüman olduk. Alman anne babadan doğan ve doğal olarak Hıristiyan olan çocukların suçu ne?”... Önce kısa bir sessizlik oldu evin içinde. Sonra yaşlı amcalardan bir atıldı, “Evladım dinimiz o konuda en kolay din. Onlar araştırıp bulacak ve Müslüman olacaklar”. Bu cevap üzerine “Peki içinizden hanginiz araştırarak Müslüman oldu” diyerek bir soru daha sorma gafletinde bulundum. O an toprak zeminli ortasında tabut olan evde buz gibi bir hava esti. Ki hâlâ hissederim o havayı. Kısa bir sessizlikten sonra ağabeylerden biri kalktı, “Kopeliye bak boyundan büyük sorular soruyor” diyerek beni kolumdan tutarak kapının dışına attı. Bu arada kıçıma bir tekme, başıma bir şaplak vurmayı da ihmal etmeyerek. Kovuldum cenaze evinden. Dayak ve kovulma bir şey değil de soruların cevabını bulamamak koymuştu bana, o an düştü gözümden abiler amcalar...

***


Haydarpaşa’dan Karadeniz Otoyolu’na

Gazetede oturduğum masadan Haydarpaşa’nın muhteşem binası görünüyor. Bu manzaralı masayı ihtiyaçtan satmak istediysem de gazeteden hiçbir arkadaş talipli olmadı. Hüzün ve sessizlik kokuyor bugünlerde Haydarpaşa. Hizmete girdiğini 1908 yılından bu yana bir simge olan tarihî garın önce Anadolu ile bağlantısını kopardılar. Hazirandan itibaren de banliyö trenleri kaldırılarak tamamen yalnızlığa terk edilecek iki yıllığına. Adapazarı Ekspresi ile İzmit’ten gazeteye gidip gelen bizim Melis (Gönenç) harika bir yazı yazdı üç gün önce. O treni ve yolcularını anlattı. Her gün trenle yolculuk yapan onbinlerce insana bir açıklama dahi yapılmamıştı. Son aylarda yolcular kendi aralarında dedikodular üretiyordu yolculuk boyunca. Ne bir çözüm önerisi ne de başka bir şey söylendi yolculara. Garda sordukları görevlilerin ise cevapları kısaydı: “Büyüklerimiz açıklama yapacak.” Bu açıklama yapacak denen “büyükler” ise hiçbir şey söylemeden kendi kaderleriyle baş başa bıraktı yıllarca trenle gidip gelenleri. Trenlerin son seferini yaptığı gün Radikal’de Serkan Ocak imzalı bir haber çıktı. Çoktan kapalı kapılar ardında belirlenmişti Haydarpaşa’nın kaderi. Otel olacaktı gar. Çevresi turizm merkezi yapılacaktı. Daha önce açıklanan plan gibi çok katlı gökdelenler yerine beş katı geçmeyen binalar yapılacaktı. Yeniden gar olarak kullanılır mı orası meçhul işte. Kapalı kapılar ardında önemli şahsiyetlerin aldıkları kararları o kararlardan direkt olarak etkilenen insanların bihaber olduğu ülkeye biz ‘Türkiye’ diyoruz kısaca. Nasıl olsa büyüklerimiz bizden daha iyi bilir böyle işleri...

Karadeniz’e bir hançer gibi saplanan Karadeniz Otoyolu yine çöktü. Hopa’da otoyolun büyük bir kısmını deniz kendine aldı. Yıllar önce daha otoyol yapılmadan Rize sahil yolunu dev dalgalar tonlarca kayalarla doldurmuştu. Dedem Dursun Ali bana o kayaları göstererek “Bak uşağum’’ demişti, ‘‘su ile oyun olmaz. Dere de deniz de bir gün gelir senden hakkını alır”.

Okuma yazma bilmezdi dedem. Ama yaşadığı doğayı iyi tanırdı. Ona ne kadar müdahale edebileceğini de iyi bilirdi. Dedem görmedi otoyolu ve sonrasında yaşattığı felaketleri. Yaşasaydı eğer, tüm bu olup bitenlere karşın söylenecek bir sözü, dahası okkalı bir küfrü olurdu. Biliyorum aslında ne diyebileceğini, o da müsaade edin bende kalsın. Ha bu arada itaatsizlik etmeye soru sormaya devam yine de. 12 yaşında cenazeden kovulduğum o evde kafam takılı kaldı. Hâlâ arıyorum o soruların cevaplarını.

tuncerkoseoglu@gmail.com

 

 

Diğer Tuncer Köseoğlu Makaleleri:
  1. Ben Erkan Encü - 25.05.2012
  2. Alex de Souza - 18.05.2012
  3. Masumiyet - 11.05.2012
  4. Kıyamet - 04.05.2012
  5. Terim her zaman pilav yemez - 03.05.2012
  6. Bu maç niye - 29.04.2012
  7. Ahlak bekçileri - 27.04.2012
  8. Bir futbol destanı - 26.04.2012
  9. O fotoğraflar - 20.04.2012
  10. Büyük Elma - 13.04.2012
  11. ÖZÜR - 06.04.2012
  12. Uçun yönetmenler uçun - 30.03.2012
  13. Palsa - 23.03.2012
  14. Biz bu filmi... - 16.03.2012
  15. Matematik - 09.03.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  ‘Bomba düştü’ paniği
  Joey Barton’a 12 maç ceza verildi
  Metroda mahsur kaldılar
  Org. Özel: Türkiye bölgesel aktördür
  Fenerbahçe’nin muhtemel rakipleri
  Beşiktaş, Uğur Boral ile anlaştı
  Dünyanın en çok kazananı boksör Pacquiao
  Askerin ölümü intihar değil
  Çiller’e şantaj soruşturmada
  İki şehrin hikâyesi Madrid ve Tokyo
  Serap’ı molotofla yakanlara müebbet
  Burak’ın cezası bir maç düşürüldü
  Hizbullah liderinin öldüğü yalan
  Mersin İdmanyurdu Bobo’yu istiyor
  Milliler, Gürcistan’ı 3-1 mağlup etti

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 25.05.2012
Erdoğan’a ne oluyor
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 25.05.2012
29 Mayıs
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 25.05.2012
Kürşat’la polemik!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 25.05.2012
Kıvılcım

Ali Abaday - 25.05.2012
Çocuktan öğren birey olmayı
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 25.05.2012
İdris Naim Şahin: AKP’nin bilinçaltı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 25.05.2012
Kusura bakmadık, kahrolduk Sayın Başbakan
GEÇ KALMIŞ YAZILAR
Namık Çınar - 25.05.2012
Sönmüş yıldızlar, köhnemiş ideolojiler
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 25.05.2012
Futbolun ölüp bittiği yok
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 25.05.2012
Medya, Facebook’la ilgili aldatıcı reklâm yaptı
-
Ali Erden - 25.05.2012
Bal ve kan diyarında trajediler
MÜBAREK CUMA
Ramazan Rasim - 25.05.2012
Peygamber Efendimiz Uludere için ne demişti
DAHA DA YAZMAM
Tuncer Köseoğlu - 25.05.2012
Ben Erkan Encü
TUVALE KARŞI
Tayfun Serttaş - 25.05.2012
Karolin’in suçu ve suçunun aleti
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Tuncer Köseoğlu - "Devlet ‘baba’" başlıklı köşe yazısı
25.05.2012 05:49:21