1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 19 Haziran 2013 Çarşamba 09:54
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Tuncer Köseoğlu DAHA DA YAZMAM 08.06.2012
Tuncer Köseoğlu
Kürtaj cinayettir
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Tuncer Köseoğlu - Kürtaj cinayettir Tuncer Köseoğlu - Kürtaj cinayettir Tuncer Köseoğlu - Kürtaj cinayettir Tuncer Köseoğlu - Kürtaj cinayettir Tuncer Köseoğlu - Kürtaj cinayettir Tuncer Köseoğlu - Kürtaj cinayettir Tuncer Köseoğlu - Kürtaj cinayettir Tuncer Köseoğlu - Kürtaj cinayettir
Tuncer Köseoğlu köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Kendisini kocasına kavuşturacak minibüse binmek için çakıl taşlı yolda yürümüyor, ayakları yere değmeden adeta uçuyordu. Yanında ise en büyük çocuğu 14 yaşındaki oğlu vardı. Hızlı adımlarla yürürken bir yandan da haşarı oğluna nasihat ediyordu. Kardeşlerini dövme, vurma onlara diyerek başladığı sözlerine devam etti: “Bak oğlum babanın yanına gidiyorum. Bir süre sonra düzeni kurup sizleri de yanıma alacağım. Bu süre zarfında uslu dur emi... Kardeşlerini koru, onlara sahip çık.” Minibüse giden yol kısaydı. Oğlu arada başını kaldırıp, anasına baktı. Gözlerinin içi gülüyordu annesinin. Onu son zamanlarda hiç bu kadar mutlu görmemişti. Annesinin gülen gözlerini görünce için için sevindi bu duruma. Arif abinin kırmızı minibüsünün yanına geldiklerinde sarıldılar. Annesi oğlunun başını okşayarak son nasihatini yaptı: “Kardeşlerini dövme oğlum...” Kış günüydü ama kar yoktu. Atkısına sarıldı kadın. Minibüs hareket ettiğinde bakıştılar ki o bakışın son bakış olduğunu ikisi de bilmiyordu...

Kadının zor bir yaşamı vardı. Evlendiğinde doğan ilk çocuğu iki ay yaşamış, ölmüştü. Rize’nin vahşi coğrafyasında bir yandan çaylıklar, ahırda inekler ve sonra birbiri ardına doğan çocuklar... Bu çocukların hiçbiri de kolay olmamıştı. İkinci çocuğunu hastanede doğurdu. Erkekti... Erkek olunca bir bebe, silahlar yakılırdı havaya. O gece mavzerlere mermiler sürüldü, erkek çocuk dünyaya geldi desinler diye. İlk çocuktan sonra iki düşük ve dünyaya gelen ilk kız çocuğu... Sonra bir kız, bir kız çocuğu daha... Art arda doğan bu kız çocukları karşı köydeki ebe Hatice Nine doğurtmuştu. İyice büyümeye başlayan erkek çocuk, anasının doğum sancılarıyla bağırmalarını duydu bu doğumlar sırasında. Bir anda dört çocuğu olmuştu genç kadının; oysa koca, bir erkek çocuk istiyordu. Hani büyüğüne bir şey olur denerek. Sonra iki çocuğu daha oldu kadının. İkisi de hastanede doğdu. Son doğumda Trabzon Tıp Fakültesi’nde prematüre bir çocuk dünyaya getirdi, yedi aylık. Doktorlar “bir daha hamile kalırsan ölürsün” dediler kadına ve kocasına. İşte bu kadın Rize’ye çok yakın bir köyden kocasına kavuşmak için İstanbul’a giderken beş buçuk aylık hamileydi.

Köyde kalanlar bir süre haber alamadılar kadından. Arada karşı köyde bir eve telefon geliyor, haberleşiyorlardı. İstanbul’a gittiğinin daha ayı dolmamışken hastaneye kaldırıldı. Karındaki çocuk zehirlemiş, dedi doktorlar. Birkaç gün sonra ölü doğum yaptı. Doğan çocuk erkekti. Ölü doğumdan sonra iki gün daha yaşadı. Ve yaşamı Cerrahpaşa’da bir hastane odasında son buldu... Gittiğinden beri hiç konuşmamıştı annesiyle 14 yaşındaki çocuk. O gün, telefon olan karşı köyden bir haber geldi; bir saat sonra sizi İstanbul’dan arayacaklar diye. Amcasıyla beraber gittiği o evden kara haberi aldı: annesi ölmüştü. Kendi evlerine gelmek için amca-yeğen yola koyuldu yine. Ay ışığı vardı ve ayaklarının altına bastıkça ses çıkaran çakıl taşlarının sesleri duyuluyordu. Çocuk birkaç adım geri kaldı amcasından. Hıçkırmak ağlamak istedi, beceremedi. Bir şeyler düğümlendi boğazına. Geride kalan beş kardeşi vardı. Hem annesi dememiş miydi, onları koru, kolla diye. Yol boyunca bunları düşünerek eve vardılar. Diğer kardeşler küçük, hiçbir şeyin farkına değiller. İki kapılı Karadeniz evinden o gece ağıtlar yükseldi gökyüzüne.

Ertesi gün gece vakti bir cenaze aracıyla getirdiler genç kadını. Adeta uçar adımlarla gittiği İstanbul’dan ölü bedeni son kez getirildi yaşadığı toprak zeminli eve. Annesini gülerek yolcu eden çocuk açtı yüzünü. Kendisinden dört yaş küçük kızkardeşi de görmek istedi annesini. O halde görünce ağladı küçük kız. Erkek içine attı. Annesinin yüzü soluk muydu ne? Çok güzel bir kadındı annesi. Beyaz tenli, yuvarlak yüzlü. Yine aynı güzelliği gördü onda. Sanki bu bir şaka “bakın ben geldim, hadi gülün, sarılalım” der gibi bir hâli vardı. Eğildi çocuk öptü annesini. Bir daha, bir daha... Sarılmak, yattığı yerden kaldırmak istedi; engel oldu büyükleri. Ertesi gün çok ama çok yağmur yağdı. Cenaze kalabalıktı yine de. Ağıtlar yakıldı göğü delen yağmurla birlikte. Yağmur günlerce sürdü. Gözyaşları yağmur sularına karıştı. İşte 37 yıllık kısa ömrüne en büyüğü 14, en küçüğü ise bir yaşında olan altı çocuğun dışında, iki ölü doğan bebe ve birkaç düşük bırakan güzel yüzlü kadının adı Emine idi. EMİNE, BENİM ANNEMDİ...

tuncerkoseoglu@gmail.com

 

 

Diğer Tuncer Köseoğlu Makaleleri:
  1. Hoşçakalın - 03.05.2013
  2. Tahtacı - 26.04.2013
  3. Atatürk kimdir - 19.04.2013
  4. Hoşaf - 05.04.2013
  5. Balık insan - 29.03.2013
  6. Bayram - 22.03.2013
  7. 50 Numara - 15.03.2013
  8. Milli gazetecilik - 08.03.2013
  9. Merdiven - 01.03.2013
  10. Berfo Ana - 22.02.2013
  11. Medyanın generalleri - 15.02.2013
  12. Aleksi Zorba olmak... - 08.02.2013
  13. Apiça’dan sevgiler - 01.02.2013
  14. Yerliler - 25.01.2013
  15. Birand - 18.01.2013
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  “Sisli” hava iptalleri
  Moskova’da büyük bir “Zerre”
  Fazıl Say’dan “ustalık” dersleri
  New York’ta yazlık sinema
  Genç oyunculara iş imkânı sağlıyor
  Berlin Counterpoint Ensemble İstanbul’da
  Yeni albüm deneysel olacak
  Zuckerberg, kapüşonunu Güney Kore için çıkardı
  Avril sadece sahnede asi
  En uzun asma köprü Çin’de açıldı
  Bir “Boran”dı geldi geçti
  Obezite, gırtlak kanserine neden oluyor
  Edebiyatla hareketlenecek Ege’deki bu “Sakin Şehir”
  Sörf yapmak zor, görüntülemek daha zor
  Beyaz ile sarı artık karışmayacak

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
DİK YAZI
Emre USLU - 19.06.2013
Bomba ihaneti
AKORTSUZ
HAKAN TÖRE - 19.06.2013
Kralın anısına
KULİS TARAFI
Pelin Cengiz - 19.06.2013
Avrupa ile kritik inatlaşma
MODERN ZAMANLAR
Hadi Uluengin - 19.06.2013
İlk hasar tesbiti
BAKIŞ ACISI
Lale Kemal - 19.06.2013
Avrupa’dan kopuş mu
VAZİYET
Ceyda KARAN - 19.06.2013
Adam olmak zaten hamurunuzda yok devam edin, milletvekili olacaksınız
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Tuncer Köseoğlu - "Kürtaj cinayettir" başlıklı köşe yazısı
19.06.2013 09:54:51