Mısır belki de tüm Arap ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülkeydi. Buna rağmen muazzam bir halk hareketine sahne oldu. Batı, ne Tunus’ta, ne Mısır’da başlayan devrimi, ne diğer ülkelerdeki hareketlenmeyi öngörebildi. Komplo teorilerinde sürekli başköşeye yerleştirilmelerine rağmen, hem ABD’nin istihbaratı hem de IMF gibi kurumlar olan biteni anlamakta ve öngörmekte fena halde çuvalladı.
Batı’nın anlamakta zorlandığı gelişmelerin Türkiye’de anlaşılması pek beklenemez tabii. Burada yaygın eğilim olaylara çıplak gözle değil de, kendi merceğinden bakmak. Evsahibinin anlamadığı şeyi, evdeki her kıpırtıyı kendisiyle ilişkilendirerek yorumlayan evin kedisi nasıl anlasın?
IMF’nin nasıl ciddi bir değerlendirme hatası yapmış olduğunu Financial Times’taki yazısında John Dizard özetlemiş. IMF’nin daha geçen seneki raporunda Mısır ekonomisindeki gelişmeler pek övülüyordu. 2004’ten bu yana gerçekleştirilen kapsamlı reformlar sonucunda dış risklerde olduğu kadar para ve maliye politikalarındaki risklerin de azalmış olduğuna dikkat çekilmişti. IMF daha önce de, enflasyonun yüksek seyretmesine rağmen ekonomik performansın beklenenden daha iyi olduğunu belirtmişti.
IMF bazı sorunlar da saptamış ama bu sorunlar şimdi halk hareketinin arka planını oluşturanlardan çok farklı. IMF ülkeye yüklü sermaye girişlerine paralel olarak parada meydana gelecek olan aşırı değerlenmenin para politikasını zora sokacağına dikkat çekmiş. Yoksulluğun da bir sorun olduğunu saptamış ve bunun için makroekonomik istikrarı güçlendirecek reformlara devam edilmesini, iş ve yatırım ortamının düzeltilmesini, finansal sistemin güçlendirilmesini önermiş.
Yazının devamını okumak için tıklayın.