İstihdam cephesinde işler parlak değil. Nisan ayından itibaren iyileşmekte olan işsizlik oranı yeniden artarak yüzde 13,4’e yükseldi. Böylece son bir sene içinde işsizlik oranı dört puan artmış oldu. Belki daha önemli olan oranlardan ziyade mutlak rakamlar. Son bir sene içinde kentlerde istihdam edilenler 290 bin azaldı ve işsiz sayısı 780 bin arttı.
İşsizliğin krizlerde artış gösterdiği ve üretim toparlansa bile artmaya devam edebildiği biliniyor. Sanayi üretimi genelde krizin başlamasından dört çeyrek sonra düzelmeye başlıyor ve altı çeyrek sonra yeniden pozitif büyüme oranları görebiliyoruz. Oysa krizle birlikte artmaya başlayan işsizlik oranları aradan üç sene geçse bile düzelmeyebiliyor. Buna istihdam yaratmayan büyüme deniyor. 2001 krizinden çıkışta da Türkiye uzun süre yüksek işsizlik sorunuyla boğuşmuştu. 2001 ikinci çeyreğinde yüzde 6,2 olan işsizlik oranı 5,3 puan artarak 2002’nin ilk çeyreğinde yüzde 11,5’e yükselmiş ve ancak 2006 yılının ikinci yarısından itibaren iyileşme göstermeye başlamıştı.
Bu sefer durum 2001 krizinden de zor olabilir. Tabii Türkiye’de işsizliğin yüksek olmasının krizler dışında yapısal nedenleri var. Bu nedenlerin başında ülkede tarımdan kopuş sürecinin devam etmesi ve sürekli bir transformasyon yaşanması geliyor. Tarımda çalışanların yüzdesi 2002 yılında yüzde 35’ten 2008 yılında yüzde 24’e geriledi. Artık tarımda istihdam edilmeyen işgücünün kentlerde hizmetler ve sanayi sektörlerinde istihdam edilmesinin önünde çok ciddi bir eğitim sorunu var. Bu sorun zaten işsizliğin yüksek olması için başlı başına kuvvetli bir neden.
Yazının devamını okumak için tıklayın.