AKP’nin seçim beyannamesinde yer alan 10. büyük ekonomi hedefini gerçekleştirilebilir bulmayınca Türkiye gazetesinden Mustafa Selçuk CHP’nin vaatlerine de aynı “nesnel”likle yaklaşıp yaklaşmayacağımı merak etmiş. Ne AKP’nin ne CHP’nin vaatlerine nesnellik dışında yaklaşmam için hiçbir nedenim yok.
CHP’nin bildirgesine ve yayımladığı ekonomi raporlarına bu yazıda biraz daha yakından bakalım. Öncelikle raporlar epey kapsamlı. Bütüncül bir çerçeve içinde hareket edilmiş. Belli ki dünya ekonomisindeki gelişmeler ve dinamikleri analiz etmek için ciddi bir gayret gösterilmiş. 2023 projeksiyonları da epey detaylandırılmış. Bu açıdan geçmişin baştan savma, görev icabı hazırlanmış ekonomik programlarından çok farklı. Ama ciddi sorunlar da yok değil.
Mesela, AB tam üyeliği hedeflenmemiş; sürecin hızlandırılması hedeflenmiş. Politika çerçevesinde ve strateji tasarımında da AB referansı çok cılız. Bu politik bir eleştiri değil: Sorun olarak gördüğüm şey, tam üyelik hedefinin silikleştirilmesi ile “süreci hızlandırma” vaadinin birarada bulunması. Bu “ne yardan, ne de serden vazgeçememe” hali bildirgenin tamamına damgasını vurmuş. Bu kadar ayrıntıya inip muğlâklığı korumayı becermek ancak özel bir çabayla mümkün.
Ayrıca çizilen çerçevenin ciddi bir inandırıcılık sorunu var. Bu sorun da AKP dönemindeki ekonomik kazanımların yok sayılması ile başlıyor. AKP döneminde ekonominin göstermiş olduğu performansın parlaklığı tartışma götürmez. Bu durumu tüm dünya teslim ediyor. Eleştiri, performans üzerinden değil, bölüşüm ve çevre konularındaki politik tercihler üzerinden yapılabilir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.