Şimdi bir de Dubai krizi çıktı. Hazır piyasalar yükselmeye başlamış, ekonomi toparlanma sürecine girmişti. Neredeyse ikinci bir dip ihtimali bile konuşulmaz olmuştu. Dubai’nin borçlarını ertelemek durumunda kalacağını duyurması piyasalarda endişelerin tazelenmesine yol açtı.
İktidarı zayıflatacağı umuduyla ekonomideki kötü gidişata bel bağlayanlar gözlerini küresel ekonomiye çevirmiş durumdalar. Bu nedenle en ufak bir olumsuzluk karşısında bile pire deve yapılıyor. Emimin bu sefer de böyle olacak.
Piyasa ekonomisinde, bilgiyi eğip bükerek buradan para kazanmaya çalışanlar olur. Ama Türkiye’de bu iş sadece para kazanmak için yapılmıyor. Bir zamanların moda deyimiyle “tamamen duygusal” nedenlerle de yapılabiliyor. Burada söz konusu olan siyasi duygusallık.
Dubai’nin 80 milyar dolarlık borcu, küresel krizi tetiklemiş olan Lehman Brothers’ın 600 milyar doları aşan yükümlülüklerinin yanında pek küçük. Üstelik bu, gelecekte ortaya çıkabilecek sorunların habercisi olmaktan çok geçmiş dönemin bir kalıntısı gibi. Petrol açısından diğer emirlikler kadar şanslı olmayan Dubai, küresel finansman bolluğu sayesinde hızla borçlanarak önemli inşaat projelerine girişmiş ve hızlı ve parlak bir büyüme göstermişti. Ama geçmiş dönemin bu politikası gayrımenkul piyasasında şişme yarattı ve Dubai’yi borçlarını zamanında ödeyemez hale getirdi.
Kriz öncesinde geçerli olan yüklü borçlanma imkânları küresel kriz sonrasında geçerli olmaktan çıktı. Buna karşılık, yüksek borçluluk oranları hâlâ devam ediyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.