Dağdan geldiler; bağdakileri kovdular... Türkiye toplumunun geçmişinde pek nadiren görülen ama son zamanlarda birdenbire sıklaşan linç olaylarının gerekçesi olarak ekonomik koşulların bozulması sürülüyor ortaya.
Eskiden bizim durumumuz iyiydi. Göçle gelenler yüzünden durumumuz bozuldu. Onlar bizden daha zengin oldular. Bizden daha iyi yaşamaya başladılar. Onlardaki ev, araba bizde yok... Benzeri değerlendirmeleri okuyoruz her linç girişiminin ardından. Son olarak Selendi’deki olaylardan sonra da aynı yorum yapıldı.
Bu yorum yanlış olduğu kadar dayanak yapılan ekonomik mantık da hatalı. Kürtlerin Türklerden daha zengin olduğunu, Romanların Türklerden daha müreffeh bir hayat sürdüğünü kimse ileri sürmesin lütfen. Bu yorumlara sadece pes denir.
Türkiye’de bölgesel veri üretilmesinden bilinçli olarak kaçınıldı. AB üyelik süreci bu alanda da olumlu bir etki yaptı ve bu sayede bazı adımlar zoraki olarak atılmaya başlandı. TUİK önce gelir ve yaşam koşulları araştırmasını ve il bazında işsizlik verilerini yayınladı. Sonra bölgeler arası gelir farklılıklarını yorumlamakta kullanılabilecek gayrısafi katma değer verilerini açıkladı. Yeni başlayan bu seriler tarihsel bir analize imkân vermiyor. Öte taraftan, rakamlar, bölgesel dağılımdaki korkunç adaletsizliği olanca çıplaklığıyla ortaya koyuyor.
Kaba bir hesaplamayla, Türkiye’de toplam katma değerden Batı’nın aldığı pay yüzde 80 iken, Doğu’nun payı yüzde 20. Kişi başına katma değer rakamlarında da fark en yüksek bölge ile en düşük bölge arasında beş kata ulaşıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.