Türkiye’nin 2010’da % 8.9 gibi göz kamaştıran bir hızla büyümüş olduğunu öğrendik. Kişi başına gelir de bir kez daha 10 bin doları aştı. Teslim etmek lazım ki büyük başarı. Hem bu küresel ortamda tüm dünyada en hızlı büyüyen ülkelerden birisi olmak, hem de artık üst-orta gelir seviyesinde bir ülke olduğunu tescil ettirmek. Dünya bankasının sınıflandırmasına göre kişi başına gelirin 12,196 doların üzerinde olduğu ülkeler zengin ülke olarak sınıflandırılıyor. Demek ki sınıf atlamaya sadece 2116 dolar kaldı.
Ama derler ya, büyük başın derdi de büyük olur. Hızla büyüyen ve zenginleşen ülkenin de derdi de yoksul ülkeninki ile bir olmaz. İzlenen makroekonomik politikalar da, sosyal politikalar da, çevre politikaları da, tüketici haklarından çalışma ve işgüvenliğine, her alandaki standartlar da farklılaşır. Mesele sadece aş ve iş olmaktan çıkar. Çok daha karmaşık ve katmanlı bir hal alır. Bu yeni durumu anlayan politikacılar ve teknisyenler başarılı olurlar. Anlamayanlar yaya kalırlar.
Zenginleşmek karşımıza şimdiye kadar pek de alışık olmadığımız yeni sorunlar dizisi getirip dayatıyor. Şimdiye kadar yegâne derdimiz hızlı büyümekti. Tipik bir gelişmekte olan ülke olarak makroekonomik istikrarsızlık koşullarında büyümeye çalışıyorduk. Şimdi ise makroekonomik istikrar genel hatlarıyla sağlam ve artık 10 bin dolarlık bir ekonomiyiz.
Üstelik sorun sadece içerisi ile de sınırlı değil. Dünya ekonomisinde de yeni bir sayfa açılmış durumda.
Yazının devamını okumak için tıklayın.