Bu ortamda galiba en iyisi ekonomist olmak. Birincisi kimse sizden derinlikli siyasi tahlil beklemiyor. Bu çok iyi, çünkü at izinin it izine karıştığı böylesi bir ortamda, hem derinlikli ve özgün, hem de günün nabzını yakalayan bir tahlil yapmak her babayiğidin işi değil. İkincisi, ekonomide hiç değilse eldeki rakamlara, verilere dayanarak bir nebze olsun daha net bir resim görmek ve çizmek mümkün.
Son kitap avının ardından Ergenekon soruşturmasının geldiği nokta, ağızlarda muazzam acı bir tat bıraktı. Söylenebilecek farklı ve yeni bir şey yok. CHP’den arka arkaya gelen çıkışlar, popülizm gölgesine rağmen, siyasi tartışmaların oturması gereken zemin açısından olumlu. Anayasa tartışmaları ve sivil itaatsizlik eylemleri ise geleceğe dönük ümit beklentilerini hala koruyabilmemizi sağlıyor. Bu manzarada AKP proaktif değil reaktif kalıyor. Gündemi belirlemiyor, gündem içinde sürükleniyor.
Siyasetteki bunca belirsizliğe ve ortadaki olumsuzluklara rağmen, ekonomide resim daha net ve iyi. Şunu rahatça söyleyebiliyorum: büyüme kuvvetli seyrediyor, ufukta finansal bir çalkantı ihtimali yok, istihdam artıyor. Ne seçim öncesinde ne de seçim sonrasında bu sene için ciddi sayılabilecek bir sorun görülmüyor. Ortaya çıkabilecek sorunlara karşı da önlemler zamanında alınıyor. Bu değerlendirmemim arkasındaki tabloyu biraz açayım:
Önce Merkez Bankası’nın son politika kararları ile başlayayım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.