Felaket tellallarının olumsuz senaryoları hâlâ varlığını korusa da, belli başlı ülkelerde krizden çıkış artık netlik kazandı. Türkiye’de de ekonomik göstergelerdeki düzelme artık belirgin hale geldi. Önümüzdeki aylarda düzelme yerini büyümeye bırakacak. Siyasi istikrar ne olur bilinmez, ama ekonomi istikrar kazanıyor.
Türkiye’de geçmişte siyasi istikrar ve ekonomik istikrar arasında hep çok kuvvetli bir ilişki vardı. 2001 krizini Anayasa kitapçığının havalarda uçuştuğu bir MGK toplantısının başlattığını hatırlıyoruz. Bu ve benzeri tüm siyasi gerilimlerin döviz kurlarında ve faiz oranlarında patlama, borsada çöküşle sonuçlanması standarttı. Bu aslında, ekonomik yapıları yeteri kadar gelişmemiş, siyasi sistemleri demokratikleşmemiş tüm ülkelerde böyle.
Bu ilişki Türkiye’de artık kırılmaya başladı. Siyasi ve ekonomik istikrarsızlık kaçınılmaz olarak birarada hareket eden değişkenler olmaktan çıkıyor. İyi bir gelişme. Ancak, fazla rahatlamanın âlemi yok. İlginçtir, bu iki alandaki istikrarsızlık birbirini dengeler hale gelmeye başladı. Biri yükseliyorsa diğer alçalıyor. Daha doğru ifadeyle, biri tırmandırılıyorsa, diğerine gerek duyulmuyor.
2001 krizinden sonra alınan önlemlerle güçlenen ekonomik yapı dalgalanmalara eskisi kadar duyarlı değil. Kapitalizmin en ciddi krizlerinden birinin yaşandığı, ekonominin yüzde 6 civarında daraldığı bir yılda bile, siyasi tansiyondaki gelgitler borsa, kur, faiz gibi kısa vadeli değişkenler üzerinde pek az etkide bulunuyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.