Dünya ekonomisinde de siyasetinde de kartlar karıldı, yeniden dağıtılıyor ve yeni bir oyun başlıyor.
Bu oyunda Türkiye iyi bir oyuncu olacaksa iki konu önem kazanıyor:
1. Siyasi pratiğin yurttaş katılımı ile güçlendirilmesi ve demokratik bir toplum için yeni bir anayasa.
2. İhtiyatlı politikaların uygulanması ve ekonominin yeni risklere karşı tahkim edilmesi.
Bugün hem siyasi hem ekonomik zemin her iki doğrultu için de uygun.
Siyasette kutuplaşma devam ediyor ama eski keskinlik giderek seyreliyor. Ak ve kara arasında daha fazla gri tonlamaları seçebilmeye başladık. “Laiklik elden gidiyor” korkutmacası üzerinden yapılan AKP karşıtlığı artık prim yapmıyor. CHP’nin son dönem ortaya attığı aile sigortası, bedelli askerlik, sivil toplum ve cemaatlerle ilişkiler gibi birçok başlık, siyasi tartışmayı gölge oyunu olmaktan çıkartıp olması gereken zemine yaklaştırıyor. Türk milliyetçiliği eskisi gibi sorgusuz sualsiz bir ön kabul olmaktan çıktı. Demokratik özerklik, anadilinde eğitim, baraja rağmen BDP’nin mecliste temsil edilmesi, vicdani ret, başörtülü milletvekili gibi daha düne kadar açıkça konuşulması tabu olan birçok konuda önyargılar şimdi yıkılmış durumda.
12 Eylül darbe anayasasından artık kurtulmanın da vakti geldi. Toplum yeni ve demokratik bir anayasaya hazır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.