Hrant Dink cinayeti davası adı altında beş yıldır sürdürülen müsamerenin sonucunu gördünüz. Allah’tan, böyle bir utanmazlığı içine sindiremeyen insanların sayısı az değil ve sesleri hâlâ çıkabiliyor. Ancak ne yazık ki, sesinin çıkması çok şeyi değiştirebilecek kesimler, iyi ihtimalle müthiş bir aymazlığın, kötü ihtimalle riyanın pençesinde.
Yalan söylemeye, yalana inanmaya veya inanır görünmeye ne kadar yatkınız. Dokunsan pul pul dökülecek bilgiçlik edâlarıyla, ilâhî hikmetin vücut bulduğu kul pozlarıyla, ezberlenmiş palavraları tekrarlamaya ve bu hallerimizle böbürlenmeye ne kadar meraklıyız.
Suikastıyla, komplolarıyla, adalet rezaletiyle “Hrant Dink olayı”nı herkesin doğru dürüst anlaması lâzım. Ey mevcut hükümeti ne pahasına olursa olsun savunmaya kendini adamış İslâmcı kalem erbabı ve dahi Müslüman ahali, artık kabul ediniz ki, “aman bu işten bize leke bulaşmasın” diye yaptığınız her hareket, zaten bulaşmış koskocaman lekeyi yaymaya yarıyor.
Bi dinleyin hele.
Yargıçtan başlayalım. Skandal kararı veren yargıç, çıkıp, “dosyadaki deliller örgüte işaret etmiyordu” dedi. (“Vicdanım rahat değil” skandalına hiç girmiyorum burada.) Birincisi, doğru değil. Birisi internetten Hrant’ın fotoğraflarını indirip, çıktılarını alıp, “onu öldüreceğim” diyen birine iletsinler diye birinin dükkânına bırakırsa, birisi, “öldürmeye gidiyorum” diyen oğlanı otogara götürürse, başka biri, eline bir bayrak verirse vs. bir Türk mahkemesi bundan örgütün alâsını çıkarır, hepimizin bildiği üzre. (Tabiî bunları yapanlar Kürt veya solcuysa.) İkincisi, yargıç üstüne düşen hiçbir şeyi yapmamıştır. Hem mahkeme salonunda katillere hoşgörünün en genişini gösteren önceki yargıcın hem de bu zatın davayı nasıl yürüttüğünü anlatacak en güzel simgesel olay şu: İstanbul Valiliği’nden, Hrant’ı valilik makamında tehdit eden iki MİT görevlisinin adı sorulduğunda valilik “isimleri veremeyiz” cevabı verdi. Avukatlar, “sorumuza cevap verilmedi, tekrar sorun” dediklerinde mahkeme, “cevap verdiler ya, gerek yok” dedi. (Tabloyu tamamlamak için: Cevap vermeyen valiyi de AKP alıp milletvekili yaptı.)
Savcıya geçelim. Savcı, “örgüt delili vardı, hâkim yamuk yaptı” diyor. Hâlbuki kendisi soruşturmanın gerekli kapsama ulaşması, genişlemesi için hiçbir şey yapmadı. Şaibeli devlet görevlilerine doğru parmağını bile uzatmadı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.