Yeni bir 19 Ocak yaklaşıyor. Üçüncüsü. Utanç diz boyu, haksızlık adaletsizlik, en uzun boylumuzu bile boğacak seviyede.
Hrant’ın öldürülmesi, büyük ihtimalle, bizim şimdi öğrendiğimiz “Kafes Planı” ya da ona benzer bir harekât uyarınca uzun süre hazırlanmış, organize bir eylemdi. Kafes Planı’ndaki ifadeyle bir “operasyon”du.
Suikast öncesinde olup bitene topluca bakınca başka türlü düşünmek mümkün değil. İsterseniz siz de deneyin:
www.19ocak.org adresinde, tek tek çoğunu muhtemelen hatırlayacağınız olayların ayrıntılı bir dökümü var. Hepsini art arda okuyunca bakalım ne hissedeceksiniz.
Diyelim ki, temkinli davrandınız, bunları belirtiler, karineler sayıp kanıt payesi vermediniz. Ancak suikasttan sonra olanları topluca hatırlayabilirseniz, emin olun, şüpheniz kalmayacaktır. Bunun için de, –“reklam yapıyor” diyen çıkarsa umurumda değil- kendi hazırladığım belgeseli izlemenizi tavsiye edeceğim.
“19 Ocak’tan 19 Ocak’a” adlı bu filmi,
www.gecetreni.com adresinden izleyebilirsiniz (
http://vimeo.com/channels/hrantdink adresinde Hrant için yapılmış başka kısa filmler de var). İhmali, teşviki, katılımı, göz yumması, yardımı vs. olduğundan şüphelenilmesi gereken resmî görevliler soruşturulmasın, yargılanmasın diye nasıl bir seferberliğe kalkışıldığını anlayınca şaşırır mısınız, kızar mısınız, bilemiyorum.
Bütün bunların, en yetkili kişiler tarafından “namus davamızdır” denen bir olayda cereyan etmiş olması da herhalde anca bizim gibi bir topumun sineye çekebileceği bir vaziyettir. “Bizim gibi toplum”dan muradımı bir örnek olay vesilesiyle açıklayacağım.
Belgeselin ilk bölümünü Hrant öldürüldükten sonraki ilk yılda yapmıştım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.