1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:14
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ümit Kıvanç AÇIN TÜRKİYE'NİN ÖNÜNÜ 13.03.2010
Ümit Kıvanç
Bu muydu yani, Ahmet Bey
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ümit Kıvanç - Bu muydu yani, Ahmet Bey Ümit Kıvanç - Bu muydu yani, Ahmet Bey Ümit Kıvanç - Bu muydu yani, Ahmet Bey Ümit Kıvanç - Bu muydu yani, Ahmet Bey Ümit Kıvanç - Bu muydu yani, Ahmet Bey Ümit Kıvanç - Bu muydu yani, Ahmet Bey Ümit Kıvanç - Bu muydu yani, Ahmet Bey Ümit Kıvanç - Bu muydu yani, Ahmet Bey
Ümit Kıvanç köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Memlekette demokrasinin gelişmesini ve halkımızın, ruhunu kirleten komplekslerden kurtulmasını isteyen herkes herhalde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu şimdiye kadar belli bir sempatiyle izlemiştir. Evet, ben de öyle izledim. Fakat kardeşim, nedendir bilinmez, bu AKP’liler galiba ağızlarından çıkanı kulaklarının duymaması gibi bir illete topluca yakalanmışlar. Araz, hiç ummadığınız yerden ortaya çıkıveriyor.

Hayır, iktidar partisinin bir türlü açılamayan açılımlarını tartışmayacağım. Siyasettir, öyle derler, böyle yaparlar, bu daha uzun zaman değişmeyecektir. Gerçi o kadar hayatî konularda o açılım lafını ortaya attılar ki, bunlar pek öyle gönüllerince at oynatabilecekleri alanlar değil. Yine de, üstümüzden hesaplar kuran, operasyonlar yapan, kasa dolduran, bizi de hesaplarında vergi mükellefi, seçmen, iç düşman, şehit vs. olarak kullanan iktidarları bile kanıksadığımız için, kendilerinden ciddi şekilde hesap sorulması ihtimali yok. Ancak yerinden oynattıkları taşların asla eskisi gibi istiflenemeyeceğini sanırım kavramıyorlar. Üstlendiklerini ilân ettikleri sorumluluğun ne kadar farkındalar, belirsiz. Zaten belirsizliği bir politika haline getirmiş gibiler.

Dedim, şimdi bunu tartışmayacağım, “ağzından çıkanı kulağın duysun” meselesiyle ilgileneceğim.

Şöyle dedi bakan:“Türk halkı Hrant Dink’e de sahip çıkan bir halk. Aynı şekilde bir Türk Ermenistan’da ölseydi Ermenistan o Türk’e bu kadar sahip çıkar mıydı?”

Lafa bakar mısınız? Neresinden tutmak mümkündür acaba?

Evet, ya, Ermenistan’da “Türk soykırımı” diye bir sorun var, çünkü yüz binlerce Türk etnik temizlik harekâtında katledilmiş, dünya parlamentoları “Türk soykırımı” tasarıları onaylıyor, bir gün Ermenice yayın yapan bir Türk gazetesi çıkıyor, bunu yöneten adam, zihnini, ruhunu, gündelik mesaisini, geleceğini... soykırım meselesini aşıp iki halkın sağlıklı, normal bir ilişki kurması için harcıyor, Ermeniler bu garip Türk’ü düşmanlaştırıyor, dört koldan üstüne saldırıyor, dava üstüne dava açıp yargılıyor, duruşmalarını faşistler basıp hakaretler ediyor, sonra tam tersini yazdığı şeyden ötürü Ermenistan’ın en yüksek mahkemesi onu “Ermeniliği aşağılamak”tan mahkûm ediyor, böylece medya onu “Ermeni düşmanı” olarak nitelendirebiliyor, ardından bu adam sokak ortasında öldürülüyor, heyhat!, cenazesine hiçbir Ermeni gelmiyor. Bu mudur Davutoğlu’nun anlatmak istediği? Ayıp.

Dışişleri Bakanı, “Türk halkı”nın Hrant Dink’e “sahip çıktığını” ileri sürüyor. Doğru, cenazesine akın akın geldi insanlar. Bu, evet, “Türk halkı”ydı. Gelmeyip evinde ağlayan da oldu. Doğru. Ve daha iki gün geçmeden, “Hepimiz Ermeni’yiz diye bağırmak güzel olmadı”lar başladı, cenazeye gelmeyen öbür “Türk halkı” meydana çıktı. Çıksın diye yine dört koldan uğraşıldı. “Türk halkı”nın okumuş, hali vakti yerinde kesimi, sadece Hrant’ın değil, bizzat Davutoğlu’nun da adını bile duymak istemiyor.

Esas gaf, “Ermenistan”ın “o Türk’e bu kadar sahip çıkıp çıkmayacağını” sormakta. Böyle deyince, ilk baştaki “Türk halkı” da “Türkiye”ye dönüşmüş oluyor. Yani dışişleri bakanımıza göre, “Ermenistan” muhayyel Türk kurbana sahip çıkmazmış ama “Türkiye”

Hrant Dink’e sahip çıkmış. Öyle mi? Hepimiz biliyoruz ki, “Türkiye” dediğinizde öncelikle devlet anlaşılır bizim siyasî jargonumuzda. Peki, devlet, millet hepsini birarada sayalım. “Türkiye” sahip mi çıktı Hrant’a? Güvenlik kuvvetlerinizin cinayette katkısı var, rolü var, haydi yumuşatalım, yolu açması, göz yumması var, daha da yumuşatalım, ihmali var. Kaç kişi hakkında soruşturma açıldı? Katili kahraman yaptılar. Kim cezalandırıldı? Hangi vali, hangi emniyet müdürü görevden alındı? Koskoca İstihbarat Daire Başkanı’nın olayda ne yaptığı ettiği belli değil. Sonrasında yaptıkları pek tuhaf. Ne oldu? Bilmemkaç sene sonra sessizce görevden alındı, sebep budur derseniz komik ötesi olmaz mı? Açılıp cinayet davasıyla birleştirilmesi gereken hiçbir soruşturma açılmadı, açılan birleştirilmedi, Hrant’ın ailesi ve avukatları senelerdir oyalanıyor, mahkeme süreci hakkında kendimi hapse sokmadan herhangi bir laf edemeyeceğim ve siz hepsini biliyorsunuz. Yoksa yanılıyor muyum, bilmiyor musunuz?

Yaptığınız karşılaştırma, sizi mimarı saydığımız “normalleşme” sürecine değil, bizzat liderinizin bu süreci baltalamasına uygun düşüyor. Siz nasıl bir karşılaştırma yaptınız, Ahmet Davutoğlu? Vicdansız birine benzemiyorsunuz. Bu yüzden yazık. Ama daha çok ayıp.

Siyasette çok eski değilsiniz, bu yüzden fark etmemiş olabilirsiniz: biz bizi yönetenlerin hepsinden korkarız ama pek azına değer veririz. Size itibar kazandıran bir başlangıç yapmıştınız. Bu nedenle, lafınızı samimiyetsizliğin dışavurumu değil de gaf sayabilmeyi isteriz. Belki bunu Hrant’a sahiden sahip çıkılması için çaba göstererek sağlayabilirsiniz.

Adalet yerine gelmesin diye kurulmuş resmî koalisyonun -ne yazık ki sadece Ergenekon falan değil- direncini görün de, söyleyin bakalım, “Türkiye” nasıl sahip çıkmış Hrant’a?

 

Diğer Ümit Kıvanç Makaleleri:
  1. Tıp ilerledi Cemil Bey, tedavisi mümkündür - 28.08.2010
  2. Hrant konusunda alternatif savunma - 21.08.2010
  3. Ata’nın sesi tiz değil! Ata’nın sesi tiz değil! - 14.08.2010
  4. Bakalım paşanın burcu uygun mu - 07.08.2010
  5. “Kirli savaş”ın daha da kirlisi - 31.07.2010
  6. ‘Günahtır’ derken on kere düşünmeli - 24.07.2010
  7. O topa ben nasıl girmeyeyim şimdi - 17.07.2010
  8. Esasa giriyorum - 10.07.2010
  9. Hain internet ve Türk sağının kaymayan ekseni - 26.06.2010
  10. Kürt meselesi hallolunmaktadır - 19.06.2010
  11. Ahmet Davutoğlu, PR elemanına dönüşmese - 12.06.2010
  12. İsrail gibi olmak, ne demek - 05.06.2010
  13. Kasetler, tekneler, sorular, davalar - 29.05.2010
  14. Toptan ölür madenciler - 22.05.2010
  15. Bütün bilmeniz gereken budur - 15.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Bu muydu yani, Ahmet Bey - Ümit Kıvanç
03.09.2010 05:14:04