Kaddafi sahiden bir lağımda mı ele geçirildi? Yoksa, bu gözü dönmüş muktedirin kendilerine “fareler” ve “hamamböcekleri” demesini hazmedemeyen isyancılar onun son anları için böyle bir senaryoyu mu uygun gördüler? Bilemiyoruz. Fakat yakıştı.
Libya’da olan biteni izlerken, Kaddafi’nin mutlaka güvendiği birşeyler olduğuna, bizim, ortalıktaki haber kanallarımızla bunları öğrenemeyeceğimize kanaat getirmiştim. Yokmuş böyle şeyler. Silahı ve örgütlü silahlı gücü, çoğunluğunu acemi nişancıların oluşturduğu isyancılara göre fazlaymış, o kadar. NATO uçakları dengeyi değiştirince, hâlâ güvende olabileceği tek yere, Sirte’ye sığındı, aslında hapsoldu, sonra da oradan beceriksizce kaçmaya çalışırken yakalandı.
Petrol zengini, stratejik bir ülkeyi 42 yıl boyunca kimsenin gık demesine meydan vermeden yönetebilen bir lider, olacak bitecekleri bu kadar mı öngöremez! İnsan hayret ediyor. Beşşar Esad için de aynı soruyu soruyorum. Girdiği süreç, er ya da geç devrilmesiyle sonuçlanacak, aksi mümkün değil. Ve bu koşullarda sürdürülen bir iktidar, sahibine nasıl bir doyum, nasıl bir sürdürme arzusu verebilir ki?
Galiba göremiyorlar. İktidardan bakınca dünya, hayat, hakikat başka türlü gözüküyor. Galiba iktidar sahipleri için en büyük tehlike bu.
Bizim başımızda Kaddafi veya Esad gibi gözü dönmüş diktatörler yok. Meşru seçimle gelmiş bir hükümet var. Ancak, bu, muhtemelen parlamenter demokrasi tarihinin en alternatifsiz, en güçlü tek parti hükümeti. Şöyle tarif edersek belki daha açıklayıcı olur: İktidarının sınırlarını göremeyen bir hükümet.
Yazının devamını okumak için tıklayın.