Çekeceğim filmin adı: “Hayatımın Gafısın.” “Hayatımın Kadınısın”a nazire sayıp Uğur Yücel alınmaz umarım.
Çünkü, kaçarı yok, bu ismi koyacağım.
Bir süredir üstünde uğraştığım bir projeydi, önemli bir zorluk yüzünden adım atamıyordum. Başbakanın delikanlılıkla kabadayılık arasında gidip gelirken devirdiği çamlardan hangisini seçeceğimi bilemiyordum. İşte nihayet, ötekilerin arasından tartışmasız şekilde seçilip ayrılabilen biri var elde: Türkiye’de 170 bin Ermeni varmış, bunların 70 bini bizim vatandaşımızmış, 100 bini de kaçak çalışıyormuş, başbakan gerekirse bu 100 bin kişiyi sınırdışı edermiş. Sebep mâlûm:
Atalarımız öyle şey yapmaz!
Başbakanın bu eyleminin ilk özelliği, çokyönlülüğü. İnsan neresinden tutsun bilemiyor. Masumundan başlayalım:
Türkiye’de kaçak çalışan kaç Ermeni var? Ortalıkta dolaşan rakama göre 30 bin, yeni yapılmış bir araştırmaya göre 6 bin. Peki, bizim araştırmayla falan işimiz olmaz, söylentiyi kabul edelim. 30 olsun. 100 bin nereden çıktı? Sadece muhtemel sınırdışı etme eyleminin çapını yüksek gösterme güdüsüyle mi böyle demiş Erdoğan? Peki, rakamlarla, üstelik bu konuda bu şekilde oynandığı ortaya çıkınca, “rakamla oynamak sizde bir alışkanlık mıdır” diye sormayacaklar mı? Hani şu “800 bin değil 300 bin” meselesindeki gibi...
Kötü niyetli kimseler şöyle derse ne olacak: “Yahu, sizde bu kadar kaçak çalışan Ermeni yok. Yoksa onlardır diye vatandaşlarınızın bir kısmını da mı sürgün edeceksiniz?” Diyebilirler. Her zaman hot zotla büzemezsin ki insanların ağzını. Peki, ya biri çıkıp şu soruyu sorarsa: “Neden hemen aklınıza birilerini sınırdışı etmek falan geliyor? Bu da alışkanlık mıdır?” Ya maazallah birileri kalkıp, “Bu önlem yeni bir tehcire varır mı” diye sorarsa?
Nitekim, BBC muhabiri mi, biri, belki de iyi niyetle, başbakanı uyarmak maksadıyla, sormuş: “Yani sınırdışı etmeyi mi kastediyorsunuz?” demiş.
Yazının devamını okumak için tıklayın.