Artık kimseye kızmıyorum. Henüz ölmemiş olan Tuzla işçileri, siz de kızmayın. Ölen işçilerin arkadaşları, aileleri, karıları, çocukları, sevgilileri, mahallelileri, köylüleri, siz de. Kimse kızmasın. Biz bunu böyle kabul edelim. Kurban geleneğimizdir. Dinimizin icabıdır. Kasabaya parti lideri geldiğinde bile ne kurbanlar kesiyoruz. Koca gemiler yaparken niye insan kurban etmeyelim?
Hükümetimiz dindardır. Vicdan sahibidir. Sırf para uğruna, kâr uğruna sürdürülen bir katliama seyirci kalır mı? Elleşmiyorlarsa inançlarındandır. Onların kutsalları vardır ve para kazanmak için insan kurban edilmesi de bu kutsallar arasındadır.
Parayı kazanacak olanla kurban edilecek olanın farklı sınıflardan olması da muhakkak bizim aklımızın ermeyeceği bir kutsal husustur.
Bu son yöntemi şimdiye kadarkilere göre çok daha verimli bulduğumu belirtmeliyim. Öyle birer birer, yok elektrik kontağıydı, yok ambara düştüydü, yok çelik levhanın altında kaldıydı, hepsi yerine göre üretimi aksatacak parça buçuk kazalarla falan uğraşmanın ne âlemi var? Dolduruyorsun onunu yirmisini yapmayı beceremediğin tuhaf bir alete, sallıyorsun denize, bakalım ölecekler mi? Aa! Öldüler. Yani sadece birkaçı. Öbürküler kurtuldu.
İzleyen sahne: Masada planlar açılmış, çizimler üzerinde tartışılıyor.
“Şu arka kısımdaki camları sağlamlaştıralım.”
“Yan kapakların lastiklerini takviye edelim.”
Hop! Laptoplar açılıyor.
“Bu durumda onbeşine yetişir mi?”
Hünerli cep telefonundan takvime şuna buna bakılıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.