Darfur’un batısındaki Masalit köyü Disa’ya saldırı başladığında uyuyordu. Onu üniformalı saldırganlar uyandırdı. Alıp onlarca kadınla birlikte götürdüler. Üç saat kadar yürüttüler. Yolda akıllarına estikçe vuruyorlardı. “Hepinizi geberteceğiz siyah kadınlar,” diye bağırıyorlardı. “Allah’ınız yok sizin!” Gece oldu. Hepsine defalarca tecavüz ettiler. Üzerlerine silahlar doğrultulmuştu. Üç gün boyunca yiyecek ve su vermediler. Ardarda tecavüz ettiler.
Uluslararası insan hakları ve yardım kuruluşlarının elemanları bu öykülerden binlercesini dinlediler. Hepsinin vardığı kanı aynıydı: Darfur’da yaşanan vahşetten Sudan hükümeti sorumluydu.
Disalı kadına yapılanlar asla “münferit vaka” değil, seri tecavüzün aşağılama ve yıldırma politikası olarak uygulandığının kanıtlarından biriydi.
Sudan hükümeti sadece “isyancılarla savaşıyorum” bahanesiyle köyleri havadan bombalamakla ve yaşanamaz hale getirmekle yetinmiyor, paramiliter kuvvetlerini Darfurlu siyahların üstüne gönderiyordu. Şimdiye kadar öldürdükleri insan sayısı 30 ile 50 bin arasında tahmin ediliyor. 1 milyon 200 bin insan yerinden yurdundan oldu. Açlıkla yüzyüze.
Kaçmasalar başlarına gelecek olanları Sudan hükümetinin uluslararası kuruluşların görevlilerince saptanan suçlarına bakarak anlayabiliriz: yargısız infaz, silahsız sivillerin gelişigüzel öldürülmesi, işkence, tecavüz, insan kaçırma, barınakları ve yiyecek kaynaklarını imha etme, tehcir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.