İsviçreliler çok ayıp etti. Hayır yani, faşistlik falan bir yana, her şeyden önce, ayıp. “Minareler olmasın” kampanyasının başarıya ulaşması, haliyle, bizim gibi, başkalarının değerlerine karşı hassas insanların yaşadığı ülkelerde insanlık namına büyük hayalkırıklığı yarattı. Bakıyorum da, müteessir olduk resmen. “Ötekinin hakları” konusunda bu kadar duyarlılık... pes doğrusu! İnsan ayna diye bir nesnenin icat edilmemiş olduğunu sanır.
Hafifinden başlayalım. Diyelim Protestan çoğunluklu Hindu azınlıklı bir ülkede referanduma gittiler, Hinduların bilmemne yapmasını yasakladılar. Bu bizim gazete ve televizyonlarımızda haber olur muydu? Olursa ne büyüklükte yer kaplar, kaç saniye sayınseyirciler terörüne maruz kalırdık?
Cevap veriyorum: Normal şartlarda, olmazdı.
Eğer olduysa... İhtimaller şunlardır:
a.) Hindulara fenalık yapan ülkeyi, özellikle insan hakları konularında “Türkiye’yi” eleştiren, Kıbrıs konusunda Rumlara hak veren vs. bir hükümet yönetmektedir.
b.) O ülkenin Hinduları şu ya da bu nedenle bizce “Türk dostu” sayılmaktadır.
c.) Yasağın konusu, magazini, esprisi yapılabilecek, bize matrak görünen bir şeydir.
Peki, diyelim haber oldu. Kaçımız bununla ilgilenirdik? C şıkkı sözkonusuyla belki ilgilenenler olurdu.
Devam edelim. İsviçreli seçmen çoğunluğunun “minareler olmasın” demesinde yanlış bulduğumuz nedir? Basitçe şu: Bize güç ve mevzi kazandıracak bir faaliyete engel oluyorlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.