Biz her şeyden evvel yaradılanı yaradandan ötürü severiz. Fakat yaradılan da sevildiğini bilecek. O da bizi sevecek. Şayet sevmezse kendisi bilir. Tükürdüğünü yalar. Misliyle karşılığını görür. Zira yaradan esas olarak bizi sever. Yani elbette bizzat kulağımıza fısıldamamıştır. Fakat biz bunu bu şekilde şey yapmışız. Yaradılan da bizim bu pozisyonumuzu bilecek yani... Suyu bulandırmayalım. Seviyoruz dediysek salyangozu da bağrımıza basacağız manasına gelmez. Salyangoz ayrıyeten yapış yapış ıslatır, iz bırakır. Gömlekler mühimdir. Yani demagojiye müracaat etmeyelim. Bu asil millete yalan tezgâhlarında dokunmuş kumaş yakışmaz. Bu millet o kumaşa, afedersiniz, orasını silmez. Evet, kendi tarihimize dair bazı bilgilerimizin başkalarının bazı bilgileriyle örtüşmediği vakıadır. Fakat bu asil millet herhalde hayatına başkalarının sözde laflarına göre istikamet verecek değildir. Nitekim Avrupa Birliği’ndeki Fransızlar da bu hakikatin farkına varmak ve hadlerini öğrenmek zorunda kalmışlardır. Biz Avrupa Birliği hedefimizden asla vazgeçmeyiz. Fakat onlara ihtiyacımız yoktur. Onlar bize gelsinler. Biz sınırlarımızı yeniden şey yaptığımızda, kapılara... dayadığımızda gümrük birliği neymiş görecekler. Biz Kırım’dayız, Tiflis’teyiz, Batum’dayız. Biz Lübnan’dan Trablus’a uzanan hat üzerinde duble yol döşüyoruz. İşte, yaradılan bizi sevecek. Biz “Ya sev ya terk et!” demeyiz; zira bunu daha önce başkaları kapmıştır. Ayrıyeten benim Kürt kardeşim niye terk etsin? Gerçi meselâ Kandil’e taşınması halinde kendisine hava harekâtı yapma imkânımız doğacağı için meselenin halline katkısı olur mu diye de şey yapılabilir, fakat... Benim içim parçalanıyor. Analar ağladığında içim parçalanıyor. Analar derken meselâ benim Kürt kardeşimin anası da ağlıyor olabilir, fakat öyle kendi aralarında, ne olduğu anlaşılamayan bir dilde haykırıyorlar. Alışveriş merkezleri ve kongre salonlarını üstüste dizmek suretiyle bir gökdelenler Türkiyesi inşa etmeye çalışıyoruz. Haykırışlar yakışmıyor. Biz hükmetmeye değil hizmet etmeye geldik. Nitekim Osmanlı da gittiği her yere hizmet götürmüştür.
Yazının devamını okumak için tıklayın.