Son dönemece erken girdik. Bir yönüyle iyi. Çünkü gözü tamamen karartmadan başvurulamayacak yola saptıklarına göre, ellerinde oynayacak başka koz kalmamış. Şimdi olacakların da üstesinden gelirsek, hakikaten kurtulacağız.
Neden kurtulacağız, bundan başlayalım: Onursuzluktan. İnsan öldürmeden rahat etmeyen bir gaddarlar sürüsü gibi yaşamaktan. Hayatımızı yalan üstüne bina etmekten. Toplumların uluslararasılaştığı bir çağda hâlâ bir ülke sınırları içinde bile toplum olmaktan aciz, ne idüğü belirsiz bir kalabalık gibi varolmaktan.
Neler olmaktadır, buna gelelim. Şu:
İttihatçıların kurduğu, Cumhuriyet tarihi boyunca devam eden Teşkilatı Mahsusa, hem devlet içinde örgütlüdür hem de gerek gördüğünde, MHP’lisi, BBP’lisi, millî eğitim ve medya tarafından zihni iğdiş edilmiş gündelik milliyetçisi, kimi bulursa harekete geçirecek şebekeye sahiptir. İşin acı tarafı şu ki, bu memlekette, herhangi bir vesileyle, başka birilerine eziyet etmek, birilerini linç etmek, katletmek, yakmak, sürmek... için seferber edilebilecek insan grupları mevcuttur.
Ne yazık ki, genel olarak toplumu birleştirici bir rol oynayacağı varsayılan din, bizde, tam tersine, birilerini dışlamayı, kendinden saymamayı, kötülemeyi, aşağılamayı, itmeyi kakmayı, baskı altına almayı, öldürmeyi, kitle halinde katletmeyi meşrulaştıran bir araç olarak kullanılabilmiştir –büyük ölçüde, mezhep egemenliği hırsı her türlü dinî tasavvurun önüne geçtiği için. Bu, her türlü linç ortamına zemin hazırlayan güçlü bir kültürel eleman olmuştur.
Yazının devamını okumak için tıklayın.