Dünyadaki sorunların çok büyük bölümünün kaynağı erkek cinsel organıdır. Belki daha doğrusu, erkek denen bir insan türünün böyle bir organa sahip oluşudur. Türün üreyebilmesi için o organın belli bir şekle bürünmesi mecburiyeti belki tek başına bu kadar sorun yaratmazdı. Ama insanlığın yarısının öbür yarısınca tahakküm altına alındığı yaşama tarzı bir defa kurumlaştıktan sonra, mâlûm organın kabiliyeti, işlerliği, kullanım mecburiyeti vesairesi hayatı hem kadınlara hem erkeklere zehir eden bir sorun kaynağına dönüştü.
Bu yüzden, erkek cinsel organı üzerine düşünmek, böyle güvenilmez bir organa sahip olmanın erkekler üzerinde yarattığı baskı hakkında kafa yormak, erkeklerin bu baskıyı savuşturmak için üzerlerindeki yükü nasıl kadınların sırtına boca ettiğini anlamaya çalışmak falan, pek faydalı faaliyetlerdir.
Yalnız mütemadiyen bu organa kafayı takmak da ciddi rahatsızlık belirtisidir.
Oğlan çocukları belirli bir yaşa gelince müthiş bir çük merakının pençesine düşerler. Başkalarının çükünü görmek dizginlenemez bir istek halini alır. Görmek hiç de “efemine” bir davranış sayılmazken, tuhaf bir şekilde, çükünün görülmesi oğlanları rahatsız eder. Yaş ilerledikçe, mevzular haliyle giderek daha çok bu organ etrafında dönmeye başladıkça, görselden sözele geçilir ve erkek organı da kimin ne zaman ne şartlarda çıktığını bilmemesi gereken bir kuytuya çekilir. Erkekler birbirlerinin organlarıyla ilgilenmez olur. Zaten kendilerininkiyle başları yeterince derttedir. Ya bel altından göğse doğru yükselip soluk almayı güçleştiren bir tatminsizliğin kaynağıdır bu meret ya da erkeğin bütün hayatını denetimi altına almış, yönlendirmektedir. Bu arada kadınların başına açtığı sorunlar kamyondan yola saçılmış eşya gibi geride birikmektedir. (Eşcinseller anlayış göstersin, mecburen erkek-kadın genellemesi üzerinden konuşuyorum burada.
Yazının devamını okumak için tıklayın.