1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:29
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ümit Kıvanç AÇIN TÜRKİYE'NİN ÖNÜNÜ 14.11.2009
Ümit Kıvanç
Türk kimliği dersi başlangıç sorusu
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ümit Kıvanç - Türk kimliği dersi başlangıç sorusu Ümit Kıvanç - Türk kimliği dersi başlangıç sorusu Ümit Kıvanç - Türk kimliği dersi başlangıç sorusu Ümit Kıvanç - Türk kimliği dersi başlangıç sorusu Ümit Kıvanç - Türk kimliği dersi başlangıç sorusu Ümit Kıvanç - Türk kimliği dersi başlangıç sorusu Ümit Kıvanç - Türk kimliği dersi başlangıç sorusu Ümit Kıvanç - Türk kimliği dersi başlangıç sorusu
Ümit Kıvanç köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Bu millet bugüne kadar ordu vesayetinden kurtulmak için niye uğraşmadı? Tamam, seçme şansı varsa, karşısında da ordu vesayetine karşı görünen bir alternatif varsa, onu seçti. Ama bu kadar. Zaten o alternatiflerin de devletin taşlarını yerinden oynatmaya ne kadar aday, ne kadar gönüllü olduğu hep belirsizdi. Belki de bu yüzden onları seçebildi. Biraz daha radikal olsalar, onları da seçmeyecekti belki. Ne dersiniz?

Bizi fena halde rahatsız edebilecek bir temel soru var. Görebildiğim kadarıyla, buna cevap aramaya çalışan pek kimse de yok. Sadece arasıra, Etyen Mahçupyan yazılarında değiniyor bu mevzuya. Konumuz, bugün itibarıyla “Türk milleti” adını alan insan topluluğunun devletle ilişkisidir. Öyle gündelik, vergi dairesinde kuyrukta bekledim, hastanede kötü davrandılar, polis dövdü, asker bastı... ilişkisinden bahsetmiyorum. Peki neden bahsediyorum? Edeyim.

Yalnız bir an için, gayrısından özür dileyerek onları kenara ayıralım, kendini “Türk milleti”nden sayan insanlardan sözedelim sadece. Bu devlet bu insanlara, ötekilere reva gördükleriyle kıyaslarsak, daha az zulmetti, denebilir. Ne kadar daha azdı bu: Dövme, sövme, öldürme, işkence, haksız gözaltı, tutuklama, cezalandırma, yıllarca hapislerde çürütme, gözaltında kaybetme, kaçarken vurma, hepsi vardı. Toplumu terörize etmeye yönelik suikast, bombalama vs. yoluyla bu kesimin de hayatı karartıldı. Alevi olanları zaten her daim kıyıma uğrama tehdidi altında yaşatıldılar, çünkü zaman zaman kıyımdan geçirildiler. Solcu olanları, her dönemde, “sürdürülebilir kurban” statüsündeydiler. Dinle ilişkilerinin şekline şemaline, rengine göre, dindar olanları da tehdit altında sürdürdü hayatını. Yoksulu zaten gün yüzü görmedi, zengini mütemadiyen yalakalık yapmak zorundaydı.

Peki “Türk milleti” neden bugüne kadar hiçbir zaman çıkıp “böyle devlet istemiyorum, başka türlüsünü istiyorum” demedi? Çok mu memnundu? Çok mu korkuyordu? Çok mu kandırılmıştı? Yoksa başka türlüsünü hayal mi edemiyordu? Yoksa devletin onu kendisine ait sayması gibi o da bu devleti kendine ait mi sayıyordu? Yoksa kendi varoluşunu bu devletin varlığına bağlı saymak gibi tuhaf bir yanılsama içinde miydi? Yoksa bu bir yanılsama değil miydi?

Eskiden olsa, toplumsal hayata derli toplu bütünlüklü bir bakış için daha çok araç-gerece sahip olduğu varsayılan solculardan beklenirdi böyle soruların altından kalkmak. Şimdiyse solcuların çoğuna bu soruların hayatî önemini anlatabilmek bile ne mümkün. Bu anlatılamayınca, benim gibi birileri, sınıf meselesinin yerine ordu, devlet meselesini koymuş görünüyor. Sanki Marks, “aha size bir cetvel, bütün toplumları bununla ölçün” dedi. Türkiye’ye özgü temel çelişkiden bahsetmeye çabalıyorum.

Altında yaşamaya mahkûm edildiği onur ve umut kırıcı baskıya rağmen “Türk milleti”nin bugüne kadar devlete nasıl olup da böylesine bağlılık gösterdiği, öyle iddia ediyorum ki, bizi toplumsal meselelerimizin anahtarına kavuşturacak temel sorudur. Çünkü cevabı koca bir toplumun haleti ruhiyesini, zihniyetini belirleyen sihirli özün büyüsünü ortadan kaldıracaktır. Bu büyü kalkmadan da bu toplum ergenlikten yetişkinliğe asla geçemeyecek.

Fazla bir şey istemiyorum; beş-on dakikanızı verin, bugün devlet etrafında oluşan hezeyanlı heyecanlı faşist kümelenmeyi de unutun, Menderes asıldığında güya ona gönül vermiş milyonlarca insandan tık çıkmamasını sadece korkuyla açıklayıp açıklayamayacağımızı düşünün. Dünyanın kaç ülkesinde askerî darbeler oldu, özellikle Latin Amerika’dakiler vahşette bizimkilere beş basardı; ama oralarda insanlar hiç bizim kadar sessiz kalmadılar. Ya da ne bileyim, Pakistanlılar daha mı cesurdur? İranlılar Şah’ın ordusunu bertaraf etti; daha mı gözükaradırlar? Bu mudur açıklamamız? Otuz yıldır “binlerce şehit vermiş” bir toplumun bu savaşın bitme ihtimali karşısında gösterdiği kayıtsızlık, isteksizlikle, dindarların dinlerine karışan devlete gösterdiği tevekkül arasında ilişki var mıdır?

Öyle bir soru ki, her şeyin temelinde yatan, muhalif olayım, memleket demokratikleşsin, ama AKP’nin kuyruğuna da takılmayayım, diyenin ilk işi bununla uğraşmak olurdu; sahiden memleketin demokratikleşmesi gibi bir derdi olsaydı. Çünkü meselâ AKP gibi bir parti, bugünkü bileşimiyle bu sorunun yanına yaklaşamaz. Çünkü cevabı ararken, Türkiye’de toplumsal iktidarın kimler arasında nasıl paylaşılageldiğine dokunulacak mecburen. Bugün geçerli “Türk milleti” kimliği “Müslümanlık”sız inşa edilemezdi. Ee, edilmiş de ne olmuş?

Savunma Bakanı’nın “nation-building” (ulus inşa etme) üzerine söylediği sözler sadece münasebetsizlik muamelesi gördü, kenara atıldı. Halbuki keşke ciddiye alınsaydı.

Marks bugün yaşasa ve Türkiye’ye baksa, “anahtar burada” derdi; ya da ben Marks’ın dediğinden hiçbir şey anlamamışım.

 

Diğer Ümit Kıvanç Makaleleri:
  1. Tıp ilerledi Cemil Bey, tedavisi mümkündür - 28.08.2010
  2. Hrant konusunda alternatif savunma - 21.08.2010
  3. Ata’nın sesi tiz değil! Ata’nın sesi tiz değil! - 14.08.2010
  4. Bakalım paşanın burcu uygun mu - 07.08.2010
  5. “Kirli savaş”ın daha da kirlisi - 31.07.2010
  6. ‘Günahtır’ derken on kere düşünmeli - 24.07.2010
  7. O topa ben nasıl girmeyeyim şimdi - 17.07.2010
  8. Esasa giriyorum - 10.07.2010
  9. Hain internet ve Türk sağının kaymayan ekseni - 26.06.2010
  10. Kürt meselesi hallolunmaktadır - 19.06.2010
  11. Ahmet Davutoğlu, PR elemanına dönüşmese - 12.06.2010
  12. İsrail gibi olmak, ne demek - 05.06.2010
  13. Kasetler, tekneler, sorular, davalar - 29.05.2010
  14. Toptan ölür madenciler - 22.05.2010
  15. Bütün bilmeniz gereken budur - 15.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Türk kimliği dersi başlangıç sorusu - Ümit Kıvanç
03.09.2010 05:29:03