Çay kokusu duyduğunda kendinden geçen biriyim. Günün ilk çayından ilk yudumu alırken yaşadıklarım direkman pornoya girer, anlatamam. Sokaktayken, etrafta simitçi görmediğimde huzursuz olurum. Yine de bazen bu topraklarda doğup büyümüş biri olduğumdan ciddi olarak şüpheleniyorum.
Niye? Çünkü Ergenekon iddianamesinin mahkemece kabul edilip alenileşmesinin hemen ardından, 2500 sayfalık heyulaya şöyle bir göz gezdirip, hazır elimde de bir gazete köşesi varken ahkâm kesmeye girişmedim. İddianameden “çarpıcı ayrıntılar” bulup bunları satarak, ortalıktaki müsamerede cingöz, tilki veya çakal rolü kapmaya kalkışmadım.
Evet, huzurunuzda alenen “aferin bana” diyorum. Çünkü oturup o koca iddianameyi okumaya giriştim ve azimle sürdürüyorum. Halen 1142. sayfadayım.
Umarım kondisyonum yeter, sonuna kadar bu dikkatle okuyabilirim ve önemli ayrıntıları toparlayıp size de sunabilirim.
İddianameyi okumaya giriştikten sonraki ilk bir-iki saat içerisinde, Türkiye’nin en muazzam sorunlarından birinin medya olduğuna bir defa daha karar verdim. Derin bir inanç ve samimiyetle söylemek istiyorum ki, Türkiye’de ana medyaya yön verenler dürüst insanlar değildir ve niyetleri de gazetecilik yapmak değildir. O iddianameyi önüne koyacağınız her namuslu insan yerinden sıçrar. Özellikle telefon dinleme tutanaklarından aktarılmış bazı kısımlar karşısında sükûnetini koruyabilecek herhangi bir aklı başında insanın bulunabileceğine ihtimal vermiyorum.
Oysa bizim sözde meslektaşlarımızın başlıca çabası, iddianamenin açıklarını yakalamak. Ana haber bültenlerinin Ergenekon’a ayrılmış kısmına “Ergenekon İddianamesi” veya “Ergenekon Davası” dememenin bile yolunu buldular. “Ergenekon Bilmecesi” gibi klişeler ürettiler. Sahte gazetecilik iş başında.
Şu haberi üç ayrı kanalda bizzat izledim: “İddianamede çelişki - Eski Jandarma Genel Komutanı Emekli Orgeneral Şener Eruygur Ergenekon örgütünün yöneticisi olmakla suçlanıyor ama aynı zamanda örgütün öldürülecekler listesinde yeralıyor!”
Bu haberi yapanlar, Şener Eruygur’un –en azından henüz- bu davanın sanıkları arasında bile yeralmadığını bilmiyorlar mı? Savcının tutuklu emekli orgenerali neyle suçlayacağı belli mi?
İşte tam da gazetecilik mesleğinin kötüye kullanılmasının utandırıcı örneklerinden biri. Ve bu yanlışlıkla yapılabilecek bir şey değil. Ortada kasıt var.
Peki, olmamızı istedikleri gibi, aptal olalım. Kastı görmeyelim. Bu önemsizleştirme seferberliğini neyle, nasıl açıklayacağız?
Diyeceksiniz ki, kendine sosyalist diyen birtakım insanların bile kıçını döndüğü davayı bu medya mı sahiplensin? Haklısınız. O ayıp nasıl temizlenecek, hiçbir fikrim yok. Sanırım birileri ya sonunda halktan özür dileyecek ya da kendini bu şekilde adlandırmaktan vazgeçecek.
Tabiî şunu sormalıyız yüce Türk medyasına: Madem bu dava bu kadar önemsizdi, 2500 sayfalık iddianameyi bir an önce sitenize –kiminiz tarayıp word dosyalarına dönüştürerek, kiminiz içerisinde arama yapılabilecek düzenekleri de hazırlayıp- koymak için niye yarıştınız?
Basit bir sebeple: “millet istiyor” diye. Çünkü aslında bu davanın bu memlekette insanların huzur içinde yaşayıp yaşayamayacağıyla ilgili, hayatî bir dava olduğunu biliyorsunuz. Üstelik, dikkatini dağıtmak için ne edeceğinizi şaşırdığınız “millet”in bunu kavradığının da farkındasınız.
Evet, tekrar sorayım: Madem önemsizdi, koskoca Ergenekon iddianamesini niye alelacele sitelerinize koydunuz? Daha önce kaç tane 2500 sayfalık metin koydunuz oraya? Nasılsa okumazlar, biz de TV’lerden gazlarız dezenformasyonu, diye mi düşündünüz?
Kimseye hakaret etmek istemiyorum, ama bunun adı hakikaten sahtekârlıktan başka bir şey olamaz. Pekâlâ biliyorlar ki, iddianamede yer alan çok, ama pek çok olay, yenir yutulur cinsten değil. Ve manzara öyle bir manzara ki, Türkiye’de insanlar sahici hukuk nedir bilmesin, demokrasi nedir anlamasın diye herhangi bir suç işlemiş herkesin korkması için yeterince sebep var.
Tabiî ki esas korku bu değil. Bu dava başarılı bir şekilde ilerler ve derinleşir, geçmişe uzanmaya başlarsa Türkiye olgunlaşacak ve demokratikleşecek. Bugün “mühimadam” sayılan pek çok kimse saçını topuz yapıp alternatif terapist kimliğiyle de gizleyemeyecek kendini.