1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:21
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Yasemin Çongar YA DA 07.11.2008
Yasemin Çongar
ABD’de zihniyet devriminin eski ve yeni çehreleri
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Yasemin Çongar - ABD’de zihniyet devriminin eski ve yeni çehreleri Yasemin Çongar - ABD’de zihniyet devriminin eski ve yeni çehreleri Yasemin Çongar - ABD’de zihniyet devriminin eski ve yeni çehreleri Yasemin Çongar - ABD’de zihniyet devriminin eski ve yeni çehreleri Yasemin Çongar - ABD’de zihniyet devriminin eski ve yeni çehreleri Yasemin Çongar - ABD’de zihniyet devriminin eski ve yeni çehreleri Yasemin Çongar - ABD’de zihniyet devriminin eski ve yeni çehreleri Yasemin Çongar - ABD’de zihniyet devriminin eski ve yeni çehreleri
Yasemin Çongar köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Barack Obama’nın Amerikan başkanlığına seçilmesi bir zihniyet devrimine karşılık geliyor.

Beyaz adamın, siyah adamı Beyaz Ev’e gönderme iradesini ortaya koyması bu devrimin en önemli bileşeni.

Bu, 232 yıllık tarihinde “renk körü” olmayı birtürlü başaramayan Amerikan toplumu için dönüm noktası olduğu ölçüde, dünyanın her yerindeki dışlanan, ikinci sınıf muamelesi gören, ötekileştirilen insanlar için de bir müjde.

Ancak Obama’nın temsil ettiği yenilik, teninin rengiyle sınırlı değil; 1961 doğumlu müstakbel başkanın düşüncelerinin “rengi” de dönüşümün habercisi.

Obama’nın seçimleri kazandıktan sonra yaptığı konuşma, bu dönüşümü çok iyi özetliyordu.

“Bu gece bir kez daha kanıtladık ki ülkemizin gerçek gücü silahlarımızın kuvvetinden ve servetimizin miktarından değil, ideallerimizin kalıcı kudretinden kaynaklanıyor” dedi Obama ve bu idealleri şöyle sıraladı:

“Demokrasi, özgürlük, fırsat ve yenilmez bir umut.”

Bu idealler üzerine kurulacak bir Amerikan siyaseti, ABD’nin kuruluş felsefesine dönüş anlamına gelecek ve Bush Amerikası’nın antitezini oluşturacak.

Ülkesinin gücünü, Wall Street ve Pentagon üzerinden değil de, Bağımsızlık Bildirgesi’nin ve Amerikan Anayasası’nın özünü oluşturan idealler üzerinden tanımlayan müstakbel başkan, siyasetini de bu idealleri hayata geçirme çabası üzerine kuracak.

Bu, bir yandan Amerikan tarihi boyunca verilen ve en önemli zaferlerinden birini Obama’nın başkan seçilmesiyle kazanan eşitlik mücadelesinin artık Beyaz Ev üzerinden de sürdürülmesi anlamına gelecek.

İçeride mücadeleye sahip çıkan bir Amerikan yönetimi, dışarıda da yeni bir dille konuşacak; dünyayla ilişkisini korkunun, kaba kuvvetin ve milliyetçiliğin diliyle değil, umudun ve demokrasinin diliyle kurmak zorunda kalacak.

Bütün bu “cek, cak”ları aşırı iyimser bulabilirsiniz; çekincenizde haklı da olabilirsiniz.

Esasen burada, kesin sonuçlardan ziyade, bir vaatten, bir yönelişten söz ediyorum.

Obama’yı başkan seçtiren ve bence sadece Amerikan toplumunun bugünkü hissiyatına değil, daha genel anlamda “zamanın ruhu”na da karşılık gelen dinamiklerin pratik siyasete taşınması yeni Amerikan yönetimini bekleyen en büyük sınav.

* * *

Barack Obama’nın sınava hazırlanmak için 76 günü var; 20 ocakta başkanlık yemini ederek Beyaz Ev’e yerleşinceye kadarki bütün zamanını, demokrat zihniyeti hayata geçirebilecek bir ekip oluşturmak için kullanacak, kritik tercihler yapacak.

İşi hiç de kolay değil.

Zira bir yandan “yeni” çehrelere, taze bir bakışa, Washington siyasetinin dışında kalabilmiş isimlere, eski zihniyetin kirletmediği beyinlere yönelmek istiyor.

Ama bir yandan da, Afganistan ve Irak’ta savaşan, mali kriz yaşayan, enerji kaynaklarının kıtlığıyla başa çıkmak zorunda olan bir ülkenin yönetiminde, deneyimli ve işbilir kadrolara ihtiyaç duyuyor.

İlk işaretler, Obama’nın hem taze kan arayışını hem deneyim ihtiyacını karşılayan bir kabine kurmak istediği yönünde.

Obama’nın geçiş sürecini yönetmek ve kabinenin oluşumunda kendisine danışmanlık yapmak üzere belirlediği John Podesta, şahsı ve bağlantılarıyla “eski”yi, bakışıyla “yeni”yi temsil eden bir isim.

Bill Clinton’ın başkanlığı döneminde Beyaz Ev Genel Sekreteri olan Podesta ve yakın çevresi, Obama’dan ziyade ön seçimlerde yenilgiye uğrattığı Hillary Clinton’a daha yakın.

Eğer Hillary Clinton başkan seçilebilseydi, Podesta’nın kurduğu liberal-sol eğilimli düşünce kuruluşu Amerikan İlerlemesi Merkezi’nde çalışan birçok ismi bakan olarak görecektik.

Şimdi, bu merkezde toplanmış uzman isimlere kapıyı açık tutacağını gösteren Obama, bir yandan da Podesta’nın yanına onunla eş yetkili Valerie Jarrett ve Pete Rouse’u atayarak, yeni yönetimde “Clintonlardan tescilli” olmayan taze isimler de istediğini yansıttı.

Nitekim, ön seçimlerde baştan itibaren Hillary Clinton yerine Obama’yı tercih etmiş iki Demokrat, Gregory Craig ve Susan Rice önemli görevlere gelebilir.

Temsilciler Meclisi’nin kendisini azletmeye çalıştığı dönemde Bill Clinton’ın avukatlığını üstlenen Craig, sadece hukukçu değil, aynı zamanda Madeleine Albright, Edward Kennedy ve George Soros gibi isimlere dış politika danışmanlığı yapmış biri.

Gerek bu deneyimi gerekse Obama’nın kampanyasına verdiği erken destek, onu yeni yönetimde ulusal güvenlik danışmanlığına taşıyabilir.

Aynı görev için, Clinton yönetimlerinde dışişleri bakan yardımcılığı ve ulusal güvenlik danışman yardımcılığı yapan James Steinberg’ün de düşünüldüğü söyleniyor.

Dışişleri bakanlığında ise, bir başka siyahî kadını ve bir başka Rice'ı görebiliriz; Condoleezza Rice’ın koltuğu, soyadı ve ten rengi dışında kendisine hiç benzemeyen Brookings Kurumu’ndan Susan Rice’a kalabilir.

Tabii, eski başkan adayı John Kerry ya da eski Birleşmiş Milletler büyükelçisi ve Hillary Clinton iktidara gelseydi, dışişleri bakanı olacağına kesin gözüyle bakılan Richard Holbrooke gibi bildik isimler de bu görevin adayları arasında.

* * *

Barack Obama’nın Beyaz Ev Genel Sekreterliği önerdiği “Rhambo” lakaplı Rahm Emanuel ise örgütçülükteki başarısıyla tanınıyor.

Geçmişte, Bill Clinton’la çok yakın çalışmış olmasına rağmen son birkaç yıldır Demokratik Parti üzerindeki Clinton hegemonyasının kırılmasına öncülük eden Emanuel, 2004 seçimlerinde Demokratların Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluğu ele geçirmesini sağlayan kişi.

Şimdi Emanuel ve yakın çevresi, “üçüncü Clinton kabinesi” diye algılanacak bir ekiple işe başlaması halinde Obama’nın “yanlış çıkış” yapacağını açıkça ifade ediyor.

Kampanya sırasında Hillary Clinton’a “canavar” deyince Obama’nın danışmanlığından ayrılmak zorunda kalan Samantha Power’ın geri dönebileceğini, hatta Bush’un ilk dışişleri bakanı ve eski Genelkurmay Başkanı Colin Powell’ın savunma bakanlığına gelebileceğini söyleyenler de var.

Ancak Obama’nın yakın çevresinden şunu da ısrarla işitiyorsunuz:

“Ortada dolaşan eski isimlere takılıp kalmayın. Yeni yönetimin sadece zihniyeti değil, çehreleri de yeni olacak.”

 

Diğer Yasemin Çongar Makaleleri:
  1. Savaşın vakanüvisleri - 01.09.2010
  2. Gecename - 31.08.2010
  3. Çok eski yenilikler ve edebiyatın fikri sabiti - 28.08.2010
  4. Tek parti sultası - 25.08.2010
  5. İçimizdeki uçurumun serinliğine atlamak - 21.08.2010
  6. Taviz ver, silahtan kurtul - 21.08.2010
  7. Konuşa konuşa savaşı bitirdiler - 20.08.2010
  8. Savaşları bizimkine hem benzer hem benzemez - 19.08.2010
  9. Açe’den barış dersleri - 18.08.2010
  10. Barışabildiler, barışabiliriz... - 17.08.2010
  11. Devrimci hayaller ve derinlerdeki hakikat - 14.08.2010
  12. Açılım, ateşkes, barış - 13.08.2010
  13. Bu bir başlangıç - 11.08.2010
  14. İfratla tefrit arasında ip cambazları - 07.08.2010
  15. Yazarlığın iki hâli ve hırpalayan hakikat - 31.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: ABD’de zihniyet devriminin eski ve yeni çehreleri - Yasemin Çongar
03.09.2010 06:21:36