Kürt açılımı" konusunda ilk ve en iyimser işaretler, geçen yıl Cumhurbaşkanı Gül'den gelmişti. "İyi şeyler olacak" diyen Gül'dü; bu beklentisini "devletin içinde benzeri daha önce görülmemiş bir mutabakat var" diye açıklayan da. Gül, hem devlet kurumları arasındaki diyalogun, hem de kanımca "perde arkası"nda yürüyen temasların bilgisiyle konuşuyor; devletin örgütle sürdürdüğü iletişimden çıkardığı sonuçları ifade ediyordu. Buna karşın, Cumhurbaşkanı'nın umduğu çözüm adımları ancak kısmen atılabildi. Açılım çabuk tökezledi; PKK'nın dağdan inmesine, örgütün silahsızlanmasına ve militanlarının önemli bölümünün eve dönmesine yönelik süreç, Habur'dan Reşadiye'ye, karakol baskınlarından KCK operasyonlarına kadar çeşitli engellere takıldı.
Ama bu, Cumhurbaşkanı'na "iyi şeyler olacak" dedirten "perde arkası" gelişmelerin tümden durduğu anlamına gelmiyor. Nitekim yine Gül, tam da PKK'nın ateşkes ilanının umut vesilesi olduğu günlerde, perde arkasına ilişkin ipucu veren yeni bir açıklama yaptı: "Devlet teröristle masaya oturmaz, pazarlık yapmaz ama yapılacak her iş için gerekli organları, kurumları vardır. Devlet organları ne yapacaklarını bilir."
Cumhurbaşkanı'yla seyahat eden gazetecilerden Taha Akyol, bu sözleri, Gül'ün, "İrlanda türü bir temasa karşı çıkmadığı, hatta bunun mümkün olduğunu ifade ettiği" şeklinde yorumluyor. Bu yoruma katılıyorum; Gül'ün sözleri, devletle örgüt arasında resmî bir pazarlığı dışlarken, aynı zamanda, tıpkı Kuzey İrlanda meselesinde olduğu gibi, uygun siyasi ve diplomatik kanallardan temas yürütülmesini de olumluyor.
Barış isteyen bir devlet adamının alması gereken tutum en asgarisinden budur.
Yazının devamını okumak için tıklayın.