Tek bir cümle, karmaşık görünen bir meseleyi şipşak özetler bazen ve meselenin aslında ne kadar basit olduğunu anlamak kadar, bunu anlamak için, o tek cümlenin zihnimizde cisimleşmesine muhtaç olduğumuzu fark etmek de şaşırtır bizi.
Yıllar önce lisede okurken, yaşlı bir edebiyat hocası ilk dersimizde böyle sarsıcı bir cümleyle özetlemişti “bütün” meseleyi.
İçeri girer girmez parmağıyla beni işaret edip “Sen öleceksin” demişti; sonra bir başkasına yaptı aynı şeyi, “Sen de öleceksin,” “Sen de...” “Sen de...”
İlk andaki dehşet duygumuzun yerini, “Hepimiz öleceğiz; ölümlülük bizi birleştiriyor ve yaşamak bu ortak kadere rağmen, bu ortak kaderle başa çıkmaya çalışarak yaptığımız bir iş...” düşüncesinin alması birkaç saniye sürmüştü.
O birkaç saniye, sanırım hayat hakkında, kendim ve başkaları hakkında biraz daha basit düşünmeme yardımcı oldu benim.
Öleceğimin yüzüme söylenmesinden ziyade, öleceğimin yüzüme söylenmesinin beni dehşete düşürmesiydi şaşırtıcı olan; ilk kez gördüğüm birisi öleceğimi söyleyinceye dek, hayatın basitliğini kavramamış olmam şaşırtıcıydı.
O birkaç saniyenin üzerinden çeyrek asır geçti.
Çeyrek asırdır ne zaman, herhangi bir meseleyi zihnimde biraz fazlaca evirip çevirmeye başlasam, basit bir cümle arıyorum.
Yazının devamını okumak için tıklayın.