“Ramazan ateşkesi” barış için bir başlangıç oluşturabilecek mi, yoksa bu da, PKK’nın daha önce ilan ettiği altı ateşkes gibi, yeni ve daha kanlı çatışmalar öncesi bir nefes molasından mı ibaret kalacak?
Ateşkesin hayata geçmesine yönelik girişimleri ilk başta ve en kapsamlı biçimde yazan Yıldıray Oğur, pazar günü sürmanşetten duyurduğumuz yazısında, sadece hükümetin değil, ordunun yeni komuta kademesinin de bu ateşkesin sağlanmasından memnun, devamından da umutlu olduğunu belirtiyordu. Aynı şekilde, PKK ile dirsek temasındaki Kürt siyaseti de, ateşkesi “kalıcı” kılabilmek için harekete geçmiş görünüyor.
Demokratik Toplum Kongresi’nin eşbaşkanlığını yeniden üstlenen Ahmet Türk’ün çabaları, “ateşkes” ilanında etkili oldu; hükümet ve ordu bunun farkında. Ayrıca, diğer eşbaşkan Aysel Tuğluk’un da açıkladığı gibi, 21 ağustosta Diyarbakır’da yapılacak toplantı önemli, zira orada esasen, “Ateşkesin kalıcı olması nasıl sağlanır, çözüme giden yol nasıl açılır” sorularına cevap aranacak. Tuğluk, “Birleşmiş Milletler garantör olmalı, Avrupa Birliği de üzerine düşen rolü oynamalı” diyerek, “silah bırakmayı” içeren uzun erimli, kurumsallaşmış ve uluslararası denetime açık bir barış sürecini öngördüklerini ima ediyor.
Böyle bir sürecin telaffuzunun bile, Türk milliyetçilerinin tüylerini diken diken ettiğini biliyorum.”Barış” bütün basitliğine ve cazibesine rağmen, karmaşık bir kelime Türkiye için... Çünkü “barışmak” fiili, iki tarafın varlığının kabulünü şart kılıyor; savaşı ve savaşan tarafların mevcudiyetini itiraf etmeden, o tarafları barıştıracak adımların planlanması ve hayata geçmesi imkansız.
Neyse ki, Türkiye’de devletin içinde giderek daha hakim hale gelen bir “barış cephesi” var ve bu cephe, yine devletteki “savaş cephesi”ne rağmen, PKK ile savaşı bitirmenin yolunu aramaya, bunu çeşitli kanallardan konuşmaya başladı.
Bu arayış ve temasların resmiyet kazanmaması önemli değil, önemli olan, işin “resmi” safhasının, savaşan tarafların benimseyebileceği “yasal” şahsiyetler üzerinden, “meşru” zeminde ilerlemesine imkan yaratılması.
Yazının devamını okumak için tıklayın.