Başbakan dün AKP grubunda konuşurken Uludere’de devletin bombardımanında ölen otuz dört insan için, “Orada hayatını kaybedenler bizim kardeşlerimizdir. Biz, kardeşlik hukukunun gereği neyse, samimiyetle, açık yüreklilikle, hasbiyelikle onu yerine getireceğiz ve getiriyoruz” dedi.
Erdoğan’ın sözündeki “yerine getireceğiz” vaadine hâlâ büyük bir safiyetle inanmak istiyorum hakikaten ama “yerine getiriyoruz” kısmının doğru olmadığını da samimiyetle görüyorum.
Keşke Başbakan doğru söylüyor olsaydı. Hadi bir an için söylediği şeye kendisinin inandığını varsayalım, keşke bu sözlerine başkaları da inanabilseydi.
Mesela, “bizim kardeşlerimiz” dediği kurbanların aileleri inandırıcı bulsalardı Başbakan’ı… Keşke Gülyazı’dan, Ortasu’dan köylüler çıkıp, “Bu olayda çok acı çektik ama Allah’ı var, devletten de, hükümetten de kardeşlik gördük” diyebilselerdi, bunu söylemelerinin zemini olsaydı; Erdoğan’a güvenmek için bir neden, her şeye rağmen bir ümit vesilesi bulabilselerdi keşke katliam sonrası yaşananlarda.
Bunun böyle olmadığını biliyoruz. Yakınlarının iç organlarını yerlerden toplayıp, cesetlerini katırlara yükleyip, sağdan soldan yetiştirilen tabutlara yerleştiren köylülerin, o tabutların önünde cenaze namazı kılarken de, kefenlerin üzerine toprak atarken de “yalnız” olduklarını, onlara en büyük acıyı yaşatan devletin, acıyı sarmak için yanlarında olmadığını biliyoruz. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın iki gün sonra yaptığı acele bir taziye ziyareti var –ki ona da şükür– ama Başbakan’ın kendisinden, ailesinden, bakanlarından ya da vekillerinden “kardeşlik hukukuna” uygun bir şefkat cümlesi, bir saygı ifadesi, bir içten dua işittiniz mi? AKP’yi sevenler, AKP’ye oy verenler, AKP’liler, hepiniz sorun kendinize, soralım: Aklınıza yer eden böyle bir cümle var mı? Uludere’deki otuz dört ölümün ardından hükümetten somut bir “samimiyet, bir hasbiyelik, bir açıkyüreklilik, bir kardeşlik” ifadesi işiteniniz var mı hakikaten?
Otuz iki yaşındaki korucu eşi Felek Encü’nün bombardımanda ölen on üç yaşındaki oğlu Erkan’ın ardından söylediklerini ise hükümeti bilmem ama bizler işittik. Arkadaşımız Tuğba Tekerek Ortasu’ya gidip, Felek Encü’yü dinledi ve yazdı çünkü.
Yazının devamını okumak için tıklayın.