Bundan birkaç ay önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nden üç görevli Taraf’a gelerek, adımın geçtiği bazı dokümanlar hakkında bana bilgi verdiler ve ifademi aldılar.
Konu, polisin 19 Ağustos 2011 günü Aydınlık Gazetesi binasında yaptığı aramada ele geçen “yazışmalar”dı. Emniyet yetkilileri, bu “yazışmalar”dan bana söz edinceye kadar, varlıklarından haberdar değildim. Haberdar olunca, oturup böyle deli saçması metinler hazırlayanların ya ciddiye alınması imkânsız bir komplonun hazırlığını yapacak kadar zekâsız ya da –daha büyük olasılıkla– Ergenekon soruşturmasını yürüten makamlarla, bu soruşturmaya destek veren siyasi iradeyle ve Taraf gibi soruşturmanın önemine inanan basın kuruluşlarıyla dalga geçerek, süreci sulandırmak isteyecek kadar rahatsız olduklarını düşündüm.
Emniyet yetkilileri, soruşturmanın devam ettiğini, ifademin gizli kalması gerektiğini söylediler; biz de konuya ilişkin haber yapmadık. Dün Terörle Mücadele Şubesi’nden arayıp, Taraf’ın adının da geçtiği soruşturmanın tamamlandığını ve Aydınlık Gazetesi Sahibi ve Genel Müdürü Mehmet Sabuncu’nun benim de hakkında ifade verdiğim “yazışmalar”la ilgili olarak Ergenekon kapsamında gözaltına alındığını bildirdiler. Emniyet yetkililerine göre, ifadem üzerindeki gizlilik kalkmıştı. Taraf yönetimi olarak, 12 Ekim 2011 günü Emniyet görevlilerinin büromuza niye geldiklerini, söz konusu yazışmalarda ne olduğunu, polisin bana neler sorduğunu yazma kararı aldık.
Emniyet yetkilileri, 19 Ağustos 2011’de Aydınlık Gazetesi binasında bir arama yapmış ve o esnada Mehmet Sabuncu’nun masasında bazı dokümanlar bulmuşlar; bu dokümanları inceleyince de benim ifademi almaya karar vermişler. Emniyet yetkililerinin bu dokümanlarla ilgili olarak bana verdiği bilgi, 12 Ekim 2011 tarihli Bilgi Alma Tutanağı’na şöyle yansıdı:
“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız ve sizin aranızda yapıldığı izlenimi veren mail yazışmalarının olduğu, brte@akparti.
Yazının devamını okumak için tıklayın.